Dijital kafes
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
George Orwell'in 1984 romanında Büyük Birader tele-ekranlar aracılığıyla herkesi gözetler. Orwell'in tasvir ettiği düzende her birey iktidarın hiç uyumayan gözleri altında sürekli göz hapsindedir. Bugün o ekranlar siyasal iktidarın evimize yerleştirdiği cihazlar değil, cebimizde taşıdığımız telefonlar, bilgisayarlarımız, dijital hayatımız...
Fark şu ki artık gözetim yalnızca teknolojinin imkanı değil, hukukun konusu hâline getiriliyor.
Geçen hafta TBMM'ye sunulan yasa teklifi, siber güvenlik alanındaki önemli görev ve yetkileri Siber Güvenlik Başkanlığı çatısı altında toplamayı hedefliyor. İnternet alan adlarının yönetimi, internet altyapısı ile iletişimin tespit ve analizine ilişkin yetkiler Başkanlığa devrediliyor. Teklif, Elektronik Haberleşme Yasası'na eklenecek yeni bir maddeyle Başkanlığa internet alan adlarına ilişkin strateji ve politika belirleme, düzenleme yapma ve siber güvenlik ile elektronik haberleşme altyapısını ilgilendiren acil durumlarda alınacak tedbirleri belirleyip uygulama yetkisi tanıyor.
İlk bakışta teknik bir düzenleme gibi sunuluyor. Siber saldırılar engellenecek, kritik altyapılar korunacak, internet güvenli hale gelecek. Peki gerçekten öyle mi? Yoksa "güvenlik" sözcüğü yine özgürlüklerden biraz daha vazgeçmemiz için kullanılan sihirli kelime mi?
Teklifin satır araları başka bir hikaye anlatıyor: İnternet alan adlarının yönetimi tek elde toplanıyor. Başkanlık, gecikmesinde sakınca bulunan hållerde resen tedbir kararı verebiliyor. Erişim sağlayıcıları, veri merkezleri ve içerik sağlayıcıları bu kararları iki saat........
