menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Romanın / edebiyatın geri dönüşü mü? -5

67 0
19.09.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Öncelikle belirtelim; Birinci Dünya Savaşı’nın nedeni Osmanlı topraklarını paylaşmaktır. Bu savaştan kaçamayacak tek ülke Osmanlı’dır. Zaten savaşa girmemek için İttihatçı iktidar elinden gelen her şeyi yapıyor.

İngilizler ve Fransızlar ile anlaşmaya çalışıyor, ama olmuyor. Özellikle İngiliz sömürgeciliğinin acımasız ve kıyıcı hesaplarını görüyorlar. Savaşın çıkacağını ve Osmanlı’nın bunun dışında kalamayacağını dünyada ve Türkiye’de herkes biliyor. Bilinmeyen sadece günü ve saati.

TARİHTE BİREYİN ROLÜ

Bir kişinin, kimsenin haberi olmadan, sırf maceracı kişiliği nedeniyle kocaman imparatorluğu savaşa soktuğu ve sonra da çöküşüne neden olduğu bilim dışı bir iddiadır. Padişahın, Sadrazamın, kabinenin ve Meclis’in haberinin olmadığı da doğru değildir.

Meclis-i Mebusan’da çoğunluk İttihatçılardadır. Sadrazam Talat Paşa İttihat ve Terakki’nin siyasal ve ideolojik lideridir. Bir numaradır ve hayli güçlüdür. Kabine (hükümet) İttihatçılardan oluşmuştur. Tümü haberdardır, erken dönem Cumhuriyet tarihçilerinin ve bazı gazetecilerin uydurmasıdır. Tarihte hiçbir bireyin (liderin, komutanın, aydının ve din adamının) böyle bir role sahip olması bilimsel bakımdan mümkün değildir. Bu iddia bilim dışı idealist bir tarih anlayışıdır.

Sovyet Devrimi’nden sonra, 1917’de ilk dışişleri bakanı (Dışişleri Halk Komiseri) olan L. Troçki, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve Rusya arasında yapılan Osmanlı topraklarının paylaşılmasına ilişkin gizli anlaşmayı açıkladı. Emperyalizmin kirli yüzünü teşhir etti ve Rusya savaştan çekildi. Dolayısıyla, savaştan kaçamayacak tek ülke Osmanlı Devleti’ydi. Diğer taraftan Osmanlı’nın önünde Almanya ile ittifak yapmaktan başka seçenek yoktu.

Tarihsel gerçeklik budur. Tarihsel materyalist ve tarihsel sosyolojik perspektifle döneme bakılmadan, resmi tarih tezini ve yaygın dedikoduyu/iftirayı gerçek gibi sunmak, Kemal Tahir hatasını tekrarlamaktır. Ahmet Büke ve Kırmızı Buğday, Kemal Tahir ve Yorgun Savaşçı’dan etkilenmiş derken bunu kastediyordum. Kahramanlarının ağzından, onları romanın olağan akışı dışında konuşturarak kendi ideolojik ve tarihi tezlerini ortaya atma yöntemine işaret etmiştim.

ÇERKES ETHEM’İN HAKKI

Buna karşın, Ahmet Büke romanın sonuna doğru Çerkes Ethem konusunda aynı hatayı yapmıyor. Zaten Kırmızı Buğday’da hiç kimse Doktor Karlos gibi durduk yere konuşmuyor. Bağlamı iyi kurulmuş diyaloglar........

© Birgün