İhvancı azınlığın paniği!
İktidarın iyice sıkıştığı, siyasal ömrünü uzatmak için yeniden din istismarı üzerinden çatışmacı bir tutum izleyeceği anlaşılıyor. Derin bir çaresizlik içinde toplumu bölmeye yöneliyor. Bu bir panik halidir. Öyle ki, 22 yıllık bir iktidar döneminin sonunda, toplumsal dokuda çözülmeye ve yoksulluğa; başta ekonomi ve eğitim olmak üzere ülkeyi iflasa sürükleyen; devlette kurumsal çöküşe yol açan rejim, çıkış üretemiyor.
Öyle anlaşılıyor ki, “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı, ilk imzacıları 168 kişi olan, hâlihazırda yaklaşık 40 bin kişinin imzaladığı bildiriyi de bu amaçla kullanmaya çalışıyor. Anayasal bir ilke ve Cumhuriyetin temel sütunlarından birini, dahası demokrasilerin temeli olan laikliği savunmayı bir suç gibi göstermeye kalkışıyor. Bunu da her zaman olduğu gibi siyasal bir hile yoluyla yapmaya yöneliyor.
Öncelikle belirteyim; bildiğim kadarıyla Laiklik Bildirisi’nin Ramazan’ın ilk gününe ya da ilk günlerine denk gelmesi tümüyle tesadüftür. Daha çok, laiklik kampanyası yürüten SOL Partili arkadaşlarımızın gözaltına alınması, haklarında dava açılması, ancak ev hapsi gibi adli kontrol tedbirleri ile serbest bırakılması tutumuna karşı bir protesto bildirisiydi. Şeriata, kuşatma ve baskıya karşı çıkmanın ve laikliği savunmanın suç olamayacağı fikrinden hareket edilerek hazırlanan bir bildiri. Yani aslında Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara gönderdiği Ramazan genelgesi ile de birebir ilgisi yok. Yani o genelgeye karşı yayınlanan bir bildiri değil. Daha geniş bir bakıştan hareket eden, dinci-faşist bir rejim kurulma girişimine karşı toplumu uyaran ve bir mücadele çağrısı yapan bir bildiriydi.
HİLE, YALAN VE TAKİYE!
Yukarıda bir siyasal ve ideolojik hileden söz ettim. Bunu biraz açmak lazım. Çünkü hem önemli hem de İslamcılar ve AKP’nin siyaset tarzını anlamak için gerekli. İslamcı AKP, hile ve takiye ile rejim değiştirdi.
Öncelikle, “şeriat” ile İslam dinini eşitlemek gibi, gerek tarihsel ve teolojik gerçeklere, gerekse din sosyolojisine aykırı bir tez ileri sürdüler. Oysa şeriatın kaynağı sadece kutsal kitap değildir. İslam dini, gelenekler ve ulemanın koyduğu kurallar şeriatın kaynağıdır. Şeriat, dinci hukuktur, İslam dini değildir. Dünyada çok sayıda ve birbirinden hayli farklı şeriat anlayışları vardır. Her mezhebin, her dinsel ekolün şeriat anlayışı da farklıdır.
İslamcılar, kendi dar ideolojik-siyasal ilke ve hedeflerini, dinin yerine koyar ve onu yegâne Müslümanlık tarzı diye topluma dayatmaya çalışır. Siyasal İslamcılar, kendi ideolojik yaklaşımlarını sürekli tekrarlayarak genel kabule dönüştürmeye ve biricik İslam anlayışı diye topluma yutturmaya çalışır. Oysa dünyada 100’e yakın büyük ve dikkate değer taraftarı olan İslam yorumu var. Üstelik birbirini İslam dışı ilan edecek kadar farklı din yorumlarıdır bunlar.
AKP iktidarı başta olmak üzere, Türkiye’de siyasal İslamcıların, esas olarak bu toprakların inanç haritası ve din anlayışıyla bir ilgisi yok. Siyasal İslamcılar İhvan-ı Müslimin anlayışına sahiptir ve bu topraklara yabancıdır. İhvancılık, ucu selefiliğe ve Eşariliğe açılan, ağırlıklı olarak Arap gericiliğidir (dikkat Arap kültürü değil, Arap gericiliği). Radikal ve siyasallaşmış bir dinciliktir. Mısır merkezli bu siyasal İslamcı yapılanma ve akım BM ve birçok ülke tarafından “terör örgütlenmesi” listesindedir.
BAKAN TEKİN’İN KORKUSU
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Laiklik Bildirisi, kendi genelgesine karşı yayınlanmadığı halde üzerine alındı ve din (İslam) düşmanlığı yapıldığını, Ramazan’dan........
