menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hukuksuz dava!–2

41 0
yesterday

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Siyasal casusluk davasında, yerleşmiş bir algının aksine bir itirafçı (etkin pişmanlıktan yararlanan) kimse yoktur. Davanın merkezinde olan Hüseyin Gün ne itirafçıdır ne de saçmalayan bir meczup. Öncelikle belirtelim; casusluk davalarında "etkin pişmanlık" hakkı ve uygulaması yoktur. İtirafçı olup cezadan kurtulmak ve tahliye olmak yasal bakımdan mümkün değildir.

Ancak, Hüseyin Gün’ün savcılık tarafından yanıltıldığı ve itirafçı yapılmaya zorlandığı anlaşılıyor. Yaşlı babası dışında Türkiye’de kimsesi olmadığı bilinen Gün, buna karşın ne İmamoğlu’nu ne beni ne de Necati Özkan’ı "casusluk" ile suçluyor. Dahası, kendisi de "casus" olduğunu kabul etmiyor. Buna karşın, savcılığın kamuoyunu yanıltmasının etkisiyle, sadece yandaş medya da değil, dosyayı ayrıntılı okumayan bazı muhalif gazeteci dostlarımız ile kimi siyasetçi ve hukukçu arkadaşlarımız da Hüseyin Gün’ü bize iftira atan bir "meczup" ve "karanlık adam" sanıyor. Kimseye kefil olamayız ama adam öyle değil.

Oysa bizim de esas olarak bu dava sırasında tanıdığımız Hüseyin Gün ne itirafçı ne de meczup. Kendisinin ifadelerinden ve dosyadan anlaşıldığı üzere, asıl iftiracının iş insanı Hüseyin Gün’den para almak isteyen, Ümit Deniz Alaçam olduğu görülüyor. Hüseyin Gün’ün uyuşturucu ve kumar bağımlısı olduğunu söylediği Ümit Alaçam, daha önce de annesi Seher Alaçam’ın vefatından sonra farklı nedenlerle üç kez şikâyet ettiği -ki biri cinayet ihbarı- halde tümü hakkında takipsizlik kararı veriliyor. En sonunda "casusluk" ihbarında bulunuyor. Savcılık cep telefonu incelemesinde benimle 5-6 mesajlaşma, İmamoğlu ile bir fotoğraf ve Özkan ile 2 görüşme ve yazışmaları görünce bu beşinci sınıf kumpasa karar veriliyor. Durumu fırsata çevirmeye çalışarak yalan ve iftiraya dayalı soruşturma açılıyor. Yani operasyonun nedeni esas olarak TELE 1’e el koymak, beni ve arkadaşlarımı susturmak ve Ekrem İmamoğlu’nu 2019 ve 2024 seçimleri üzerinden -ki bu seçimleri lekeleyerek - ikinci bir ablukaya almaktır. Çünkü 2019 ve 2024 seçimlerinin bu "casusluk" faaliyetleri ve Tele 1 yayınları sayesinde kazanıldığı ve hedefin Türkiye’de iktidarı ele geçirmek olduğu belirtiliyor. Tam anlamıyla temelsiz, hukuksuz, hiçbir kanıta dayanmayan iftira niteliğindeki trajikomik bir iddia söz konusu. Sundukları tek kanıt ise, Tele 1’de 22 Haziran 2023’te Kemal Kılıçdaroğlu’nu konuk aldığımız........

© Birgün