menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maden işçileri neden Ankara'da: Ödenmeyen ücret, bitmeyen mücadele

27 0
13.08.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

İşçi emeğini ortaya koyar, işveren bu emeği kullanır ve bunun karşılığında işçiye ücret öder. Çalışma ilişkisinin en temel kuralı budur. İşçi, geçimini sağlamak için sahip olduğu en önemli şeyi, yani işgücünü ücret karşılığında işverenin hizmetine sunar. İşveren de bu emeğin karşılığını ödemekle yükümlüdür. Bu nedenle ücret, işverenin işçiye yaptığı bir iyilik, lütuf ya da uygun gördüğü zaman vereceği bir ödeme değildir. Ücret emeğin karşılığıdır. Ücretin olmadığı, düzenli ve zamanında ödenmediği bir çalışma ilişkisinde ise iş ilişkisinin en temel karşılığı ortadan kalkmış demektir. Bugün bunu bir kez daha maden işçilerinin yaşadıkları üzerinden konuşmak zorundayız.

AYLARDIR ÜCRETİNİ ALAMAYAN İŞÇİLER

Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işletmelerinde çalışan maden işçileri, ödenmeyen ücret ve diğer alacakları için uzun süredir mücadele ediyor. İşçiler, kendilerine verilen ödeme sözlerinin yerine getirilmediğini belirterek haklarını almak için Ankara'ya geldiler.

Ancak haklarını aramak için Ankara'da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem yapmak isteyen işçilerin karşısına bu kez eylem yasağı ve polis müdahalesi çıktı. Ankara Valiliği, kent genelinde 15 gün süreyle toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve benzeri etkinlikleri yasakladı. Yasağa rağmen Bakanlık önünde bekleyişini sürdüren 80'den fazla maden işçisi de gözaltına alındı. Burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Ücretini alamayan işçi hakkını nerede ve nasıl arayacaktır?

İşçinin emeğinin karşılığını alamaması sıradan bir ticari anlaşmazlık değildir. Çünkü işçinin ücretinin arkasında bir şirketin bilançosu değil, bir ailenin mutfağı vardır. Bir işverenin ödemediği ticari borç başka bir tarihte ödenebilir. Ama işçinin ödenmeyen ücretiyle ertelenen şey çoğu zaman evin kirası, elektrik faturası, pazar alışverişi, çocuğun okul masrafı ya da sofradaki ekmektir.

ÜCRET KANUNLARIN KORUMASI ALTINDADIR

İşçinin ücret hakkı yalnızca iş sözleşmesinden doğmaz. 4857 sayılı İş Kanunu ücret ve ücretin ödenmesini özel olarak düzenler. Kanunun 32. maddesi ücretin tanımını ve ödenmesini, 34. maddesi ise ücretin gününde ödenmemesi durumunda işçinin sahip olduğu hakları düzenlemektedir. Türk Borçlar Kanunu da iş sözleşmesinde işçinin iş görme borcunun karşısında işverenin ücret ödeme borcunu temel borçlardan biri olarak düzenlemiştir.

Yani çalışma ilişkisinin temelinde karşılıklı iki borç vardır: İşçi iş görür, işveren bunun karşılığında ücret öder. İşçiden işini eksiksiz yapmasını isteyen bir sistem, işverenden de ücretini zamanında ödemesini istemek zorundadır.

Üstelik kanun, ücretin zamanında ödenmesini yalnızca bir sözleşme şartı olarak görmüyor. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi, ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabileceğini düzenliyor. Bu nedenle çalışmaktan kaçınma toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilmiyor ve işçilerin bu nedenle iş sözleşmelerinin feshedilmesi veya yerlerine başka işçi alınması da kanun tarafından engelleniyor.

Aynı maddenin bir başka önemli hükmü de gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının........

© Birgün