Çin bu savaşın neresinde?
Trump’ın Ulusa Sesleniş konuşmasındaki çelişkili beyanları, savaşı İran’a büyük zararlar vermeden bitirmeyeceği yolundaki açıklamaları endişeleri artırdı, petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine sıçramasını getirdi. Buna karşı Hürmüz Boğazı’nı açmaya yönelik bir operasyonu gözünün kesmediği izlenimini verdi. Çünkü, “başı siz çekin” diyerek topu müttefiklere; özellikle Birleşik Krallık ve Fransa’ya attı. Bu arada 90 milyonu aşan nüfuslu İran’ı taş devrine geri döndüreceği yolundaki insanlık dışı tehditler savurmaktan da kaçınmadı.
ÇİN SAVAŞA HAZIRLIKLIYDI
Son gelişmeler böyleyken, 28 Şubat’tan bu yana süren savaşta Çin’in tutumu merak ediliyor. Açıkçası, ABD ile küresel bir hegemonya savaşına tutuştuğu düşünülen, geçtiğimiz yıl ham petrol ithalatının yarısını, likit doğalgaz ithalatının üçte birini Ortadoğu’dan sağlayan Pekin’in bu süreçte “düşük profilli” bir çizgi izlediği görülüyor. Ayrıntılara girmeden önce rahatlıkla şunları söyleyebiliriz: Gerek Çin devletinin genel stratejisi gerekse Devlet Başkanı Xi Jinping’in kişiliği; ölçen, tartan, ani reflekslerden kaçınan, “itidalli” bir anlayış üzerinde yükseliyor. Konulara yaklaşırken; kısa, orta ve uzun vadeli ayrı planlar yapılıyor.
Kısa vadede, Trump’ın ölçüsüz ve saldırgan tutumunun dünya kamuoyunda tepki toplayacağı, ABD’nin inandırıcılığının ve meşruiyetinin yıpranacağı yolundaki varsayımları tutmuş görünüyor. Çin’in 1,2 milyar varil petrol rezervi biriktirerek bu türbülansa hazırlıksız yakalanmadığı anlaşılıyor. Orta vadeli sonuçlar göz önüne alınırsa; Çin fosil yakıtlara bağımlığını azaltacak yatırımları yapmış, elektrik üretimi ülkenin enerji tüketiminin yüzde 30’unu karşılar hale gelmiş durumda. Güneş ve rüzgâr kaynaklı yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin üçte biri Çin’de bulunuyor. Doğalgaz ithalatının yaklaşık yarısı Rusya ve Türkmenistan gibi müttefik ülkelerden, uzun dönemli sözleşmelerle sağlanıyor. Uzun vadede ise; Çin, halen dünyanın en büyük sanayi üreticisi ve 2025 yılında mal ihracatı Trump’ın tüm tarife uygulamalarına rağmen yüzde 5 artışla 3,77 trilyon dolara yükseldi. Bu nedenle küresel ticaret sisteminin kesintiye uğramasını asla istemiyor.
En son, Kamerun’da toplanan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) toplantısında Ticaret Bakanı Wang Wentau’nun vurguladığı gibi, DTÖ kuralları olmaksızın küresel ekonomide orman kanunlarının geçerli olacağını düşünüyor. Bir anlamda serbest ticaretin, kapitalist küreselleşmenin baş savunucusu haline gelmiş izlenimi veriyor. Çünkü, 2025’teki yıllık 1,2 trilyon dolarlık ticaret fazlasıyla bu sistemden en fazla kendisi yarar sağlıyor.
PEKİN’İN DİPLOMASİ ATAĞI
Nitekim her zamanki sabırlı tavrıyla Çin savaşın olgunlaşmasını, Trump’ın kendini teşhir etmesini bekledi ve diplomaside ondan sonra atağa geçti. ABD ile İran arasında arabuluculuğa soyunan Pakistan ile işbirliğine girdi, ateşkesin sağlanması ve Hürmüz Boğazı’nın........
