Koltuk onların, kayıp futbolun
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Devlet Bahçeli, Şubat 2023’te Maraş merkezli depremleri sonrası tribünlerden hükümete protesto sesleri yükseldiğinde maçların seyircisiz oynanmasını gündeme getirmişti.
Ekim 2026’da ise ağır bir yönetim krizi yaşayan Türkiye Futbol Federasyonu’nun Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'na çelenk gönderdi: “Yalnız değilsin.”
Bu iki tutum arasında Türkiye futbolunun son yıllarını anlatan bir yönetim anlayışı var. Taraftar iktidara itiraz ettiğinde tribünlerin kapatılması isteniyor.
İktidar ortağı federasyon başkanına sahip çıktığında ise bu müdahale, TFF’nin resmi sitesinde “anlamlı destek” olarak sunuldu. Hacıosmanoğlu da Bahçeli’ye “ellerinden öpüyorum” diyerek teşekkür etti.
Taraftara susması söylenirken yöneticiler siyasi desteği kamuoyuna bir güvence olarak göstererek ‘çatlak sesleri’ kesme amacında. Oyunun gerçek sahipleri kapının dışında tutuluyor, koltuğun etrafındaki siyasi kalabalık ise kurumsal itibarın yerine geçiriliyor.
TUTUKLAMALAR VE DAHA FAZLASI
Bugünkü kriz, bu anlayışın ulaştığı noktayı net bir biçimde ortaya koydu. Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun da aralarında bulunduğu beş kişinin 3 Ekim’de tutuklanmasını, 5 Ekim’de Yasin Kol ve yardımcı hakem Göktuğ Hazar Erel’in tutuklanması izledi.
İsnatların karşılığı yargılamada belirlenecek. Ancak futbol yönetiminin denetim sorumluluğu, mahkeme sonucunu bekleyerek ertelenemez. Hakemlik sisteminin başındaki isim böylesine ağır iddialarla karşı karşıyaysa federasyon, nasıl bir düzen kurduğunu açıklamak zorunda.
Fakat günün sonunda kamuoyunun önüne bir hesap verme sürecinden daha çok, bir koltuk mücadelesi çıkıyor. Hacıosmanoğlu’nun yerine kim gelecek? Hangi isim hangi çevrenin desteğini alıyor? Yönetim nasıl düşürülebilir?
Futbolun hangi kurallarla yönetileceği sorusu, yine onu kimin yöneteceğinin gölgesinde kaldı.
ERÖĞÜT’ÜN ADAYLIK HAZIRLIĞI
Mustafa Eröğüt’ün adı tam da bu ortamda öne çıkarıldı. Üstelik adaylık hazırlığına ilişkin haberler son tutuklamalarla başlamadı. Türkiye gazetesi, 22 Haziran’da Hacıosmanoğlu’na “yol göründüğünü” duyururken Eröğüt’ün ekibiyle hazırlık yaptığını, Alkın Kalkavan ve Bayram Saral’ın kulüplerle temas kurduğunu yazmıştı.
TGRT Haber de 5 Ekim’de Eröğüt’ü olası değişimin güçlü adayı olarak sundu. Eröğüt’ün Bilal Erdoğan’la Kartal İmam Hatip yıllarına uzanan dostluğu Odatv’deki kulis yazısında aktarıldı.
İkilinin kurumsal birlikteliği ise devam ediyor. Bilal Erdoğan’ın başkanlığındaki Etnospor’un yönetim listesinde Eröğüt de var. Eröğüt ayrıca Mehmet Büyükekşi döneminin TFF Başkan Vekili ve icra kurulu üyesi. Bugün değişim seçeneği olarak konuşulan isim, yakın geçmişte aynı kurumun karar mekanizmasındaydı.
İktidara yakın medyada bir alternatifin hazırlanmasıyla iktidar ortağının mevcut başkana açıkça sahip çıkması, futbol üzerindeki nüfuz mücadelesinin belirgin işaretleri. Görünen tablo, hükümet çevrelerinin futbol yönetimi üzerinde farklı tercihlere sahip olduğunu ortaya koydu.
Burada AKP’nin siyasi sorumluluğu, tek tek hangi adayın desteklendiğinin ötesine uzanıyor. Yaklaşık çeyrek asırlık iktidarın sonunda federasyonun geleceği hâlâ siyasi yakınlıklar, destek mesajları ve kulis dengeleri üzerinden okunuyorsa ortada tesadüflerle açıklanamayacak bir yönetim sorunu vardır. Kurumsal bağımsızlığın yerini ilişkilerin aldığı düzenin siyasi hesabı, o düzeni yıllardır yönetenlerden sorulur.
İŞİNE GELENİ SAHİPLENME POLİTİKASI
AKP, futbolun başarılarından pay isterken krizlerini federasyonların üzerine bırakarak bu hesaptan........
