Beşiktaş 123 yaşında: Serencebey'den bütün ülkeye uzanan hikâye
İstanbul’un Beşiktaş’ı, bazen bir semt değil de bir ruh hâli gibidir. Rüzgârı sert, denizi konuşur, yokuşları çabuk pes etmeyi baştan yasaklar.
1900’lerin başında o rüzgâr, Serencebey sırtlarında bir konak bahçesine doluştuğunda kimse bunun bir kulübün değil, bir kültürün doğum sancısı olduğunu bilmiyordu.
SERENCEBEY’DE BAŞLAYAN TOPLANMA
1902’nin sonbaharına gidelim. Şehir, Sultan II. Abdülhamid döneminin baskıcı rejimle yaşar. Toplanmak bile başlı başına bir risktir üma Serencebey’de Osman Paşa Konağı’nın bahçesinde 22 genç, akşamları bir araya gelir.
Henüz futbol yok. Barfiks demirine asılırlar, paralelde dönerler, güreş tutarlar, halter kaldırırlar. Amaçları hem bedenlerini hem de iradelerini terbiye etmektir.
Bir süre sonra hafiyeler gelir: Sorgular, dağıtır, korkutur. Ama bu gençlerin bazısı saraya, bazısı dönemin itibarlı çevrelerine yakındır, mesele büyümeden kapanır. Kapanmaz olan şey, o bahçede kurulan cümledir: Devam edeceğiz.
1903 Mart’ında o cümle resmi bir isme kavuşur: Bereket Jimnastik Kulübü. Bir spor kulübü kurmak, dönemin İstanbul’unda sadece sportif bir iş değil, aynı zamanda biz buradayız demenin kibar ama inatçı bir yoludur.
İlk başkanlık onuru Mehmet Şamil Şhaplı’ya gider: O, 1903-1908 arasında bu çekirdeği bir arada tutan isim olur.
MEŞRUTİYET RÜZGÂRI VE KULÜBÜN ŞEKİLLENMESİ
1908’le birlikte II. Meşrutiyet’in görece ferahlatan havası, spor kulüplerine de alan açar. İşte tam burada hikâyeye iki karakter girer: Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı.
Fuat Balkan, sadece eskrimci değildir, disiplin ve örgüt duygusu taşıyan bir asker-sporcu tipidir. Mazhar Kazancı ise güreş-halter hattının kuvvetidir. Bu ikilinin dokunuşuyla o bahçedeki beden hareketleri bir kulüp kültürüne dönüşür: Branşlar artar, disiplin artar, görünürlük artar.
Kulüp merkezi önce Ihlamur çevresinde konumlanır, sonra Akaretler’e taşınır, arka bahçe sahaya çevrilir. Üye sayısı hızla büyür. Ve 26 Ocak 1911: Kulüp resmen tescil edilir. Bu tarih, Beşiktaş’ın resmi kimlik kazandığı eşiktir artık yalnızca bir semt inadı değil, kayıt altına alınmış bir kurumsallıktır.
FUTBOLUN GELİŞİ: AKARETLER BAHÇESİNDEN SAHAYA
Futbol, Beşiktaş’ın ilk aşkı değil, sonradan gelir ama geldi mi bütün hikâyenin ritmini değiştirir. 1911’de futbol şubesi şekillenir: Ahmet Şerafettin Bey (Şeref Bey) burada kilit isim olur. O, Beşiktaş’a futbolu getiren ve kulübün futbol şubesinin kurucusu olarak anılan kişidir aynı zamanda bu şubenin ilk santrforu, ilk kaptanı ve ilk uzun soluklu teknik direktörüdür.
Akaretler’in bahçesinde yapılan idmanları gözünün önüne getir: Top bugünkü gibi markalı değil; forma bugünkü gibi teknolojik değil; ama bir şey var: Üzerine basınca bile bir gurur bırakan o siyah-beyaz ısrar.
SAVAŞ DÖNEMİ: KULÜBÜN İLK BÜYÜK........
