Suskunluk sarmalına karşı gazetecilik: Bir konferanstan notlar
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Demokratik sistemler ve otoriter rejimler gazetecilik alanı için iki farklı dünya. Hukuk devleti ilkesinin aşınmadığı ülkelerde, büyük sermayenin kıskacına rağmen, habercilik alanı bulmak mümkün. Buralarda haberler, yasa değişikliklerine, üst düzey isimlerin yargılanmasına, istifa ve görevden almalara yol açarken, baskıcı rejimlerde sessizlik sarmalı içinde boğuluyor.
Bilgi edinme hakkının kâğıt üzerinde kalmadığı, bürokratların ve çeşitli mevkilerdeki yetkililerin konuşmaktan korkmadığı ülkelerde gazeteciler, toplumu yakından ilgilendiren konularda dosyalara, verilere, bilgilere erişebiliyor. Oysa otoriter rejimlerde gazeteciler önemli bilgilere ulaşsalar bile belgelere erişmedikleri için çoğunu haberleştiremiyor, bir haberi yayınlamadan önce tutuklanma riskini hesaplıyorlar.
Demokrasilerde geniş kitlelere erişen yayın kuruluşları haberleri okuyucu/izleyiciyle buluştururken, diğerinde (henüz) sansürlenmemiş bir avuç internet sitesi üzerinden dezenformasyon ve propaganda duvarında bir çatlak açılmaya çalışılıyor, üstelik şiddete uğrama, hapse atılma ya da sürgün olma pahasına…
BUGÜNÜ ANLAMAK, GELECEK İÇİN KAYIT TUTMAK
Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF) tarafından düzenlenen ve yüzlerce gazetecinin emeğiyle örülmüş, 50’den fazla araştırmacı gazetecilik dosyasının incelendiği
Avrupa Araştırmacı Gazetecilik (IJ4EU) Ödülleri jüri üyesi olarak Budapeşte’deki iki günlük konferansa katıldım. Her iki dünyadan da gazeteciler vardı. İspanya, Fransa, Hollanda gibi ülkelerden gazeteciler uzun araştırmalarını yürütebilecek ekonomik kaynak sorunlarından bahsederken, Türkiye, Azerbaycan, Beyaz Rusya gibi ülkelerden gelenler özgürlükleri pahasına mesleklerini sürdürebilme çabalarını anlattılar.
Konferansta ayrıca 2025 yılının en etkili haberleri de açıklandı. Ödül kazanan haberlere yazının sonunda değineceğim. Ancak önce tartışmalarda öne çıkan bazı noktalar:
İlk oturumda, geçen yıl ödül kazanan “Gazze Projesi” araştırmasını yürüten isimlerden Huda Osman söz aldı. Gazze’de İsrail’in öldürdüğü gazeteciler hakkındaki haberlerinin bu cinayetlerin sorumlularının hesap vermesi konusunda somut bir etkisi olmadığını belirten Osman, “bir haberin etkisi nasıl ölçülür?” diye sordu. 110 Filistinli gazetecinin öldürüldüğü savaşta, gazetecilerin hedef gözetilerek katledildiğini belgelemişlerdi, ancak sorumlulardan hiçbiri bu suçlar için henüz hesap vermedi; uluslararası camia sessizdi. Osman’a göre savaş suçlarının kayıt altına alınması kısa vadede olmasa da yıllar sonra hesap sorulabilmesi için tek yoldu.
Uluslararası yarışmanın jüri başkanı Bosna-Hersek’ten deneyimli gazeteci Leila Bičakčić’ti. O da yapılan haberlerin etki gücünün nasıl ölçüleceğine değindi: “Bazen bir yasa değişiyor, bir soruşturma açılıyor, denetleyici bir kurum devreye giriyor, bir politikacı istifa ediyor, bir şirket uygulamalarını değiştiriyor… Ancak değerlendirdiğimiz haberler........
