menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Süreci çerçevelemek: Ayrılar aynı yerde

26 0
19.08.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

“Meclis’ten milli dayanışma yasasına rekor onay”, “Tarihi yasada büyük uzlaşma”, “Asrın kararı”, “Devlet babalığını yaptı”, “Terörsüz Türkiye’ye bir adım daha”, “Türkiye tarih yazıyor”, “Barışa, huzura, kardeşliğe ‘evet’”, “Terörsüz Türkiye’de uzlaşma”…

İktidara yakın Sabah, Hürriyet, Türkiye, Akit, Yeni Şafak, Takvim, Posta ve Akşam gazeteleri, TBMM’de çerçeve yasanın kabul edilmesini sırasıyla bu manşetlerle duyurdular.

Aynı gazeteler yaklaşık on sene önce, 21 Mayıs 2016’da sırasıyla şu başlıkları atmışlardı:

“Terör destekçileri için hesap zamanı”, “148 vekil yargıya”, “Dokundular - Anayasa değişikliği 376 oyla tamam”, “Çirkeflik sökmedi - Dokunulmazlıklar 376 oyla kaldırıldı, mazbatalı teröristler hesap verecek”, “Bedelini ödesinler [Erdoğan’ın sözüne atıfla -C.E.]”, “148 vekil yargılanacak”, “Hainliğe dokunulacak”, “Referanduma gitse € alırdı [Erdoğan’ın sözüne atıfla -C.E.].

O oylamada gündemde hakkında fezleke hazırlanan siyasetçilerin dokunulmazlığının kaldırılması vardı. HDP’li siyasetçiler hedefteydi. Eş genel başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın aralarında olduğu çok sayıda milletvekili tutuklanacak, Kürt siyasetinin seyrine en sert ve “etkili” müdahalelerden biri gelecekti.

Oylama günü Erdoğan memleketi Rize’de mitingdeydi: “Benim milletim bu ülkede suçlu olan parlamenterleri bu parlamentoda görmek istemiyor; hele hele bölücü terör örgütünün desteklediklerini bu parlamentoda görmek istemiyor" diyecekti.

10 yıl geçti, Erdoğan’a “seni başkan yaptırmayacağız” diyen Demirtaş hâlâ cezaevinde, Erdoğan daha güçlü şekilde iktidarda.

Geçen zamanda küresel konjonktür ve Ortadoğu’da dengeler değişti; göstermelik de olsa demokratik değerler üzerinden tanımlanan uluslararası işbirliğinin yerini, Trump dönemi doktriniyle birlikte yeniden güçlü ulus-devlet anlatısı aldı. ABD Büyükelçisi Barrack, Ortadoğu’da “monarşik yapılı güçlü liderlikler”le bir sorunları olmadığını açıkça söyledi. Vekil örgütlerin tasfiyesi hız kazandı. ABD Suriye’de bir süre desteklediği Kürtlerin yerine eski HTŞ liderini seçti ve rejim ona kurdurulan merkezi hükümete emanet edildi.

Bu süreçte içeride muhalefetten yana esen bir rüzgâr vardı. Kılıçdaroğlu sonrası, Özgür Özel yönetimindeki CHP, yerel seçimlerde 44 yıl sonra ilk kez Türkiye’nin birinci partisi olmuş, Ekrem İmamoğlu siyasetin yeni yıldızı olarak sivrilmiş, iktidar değişimi ihtimali somut olarak belirmişti. Bu sırada ilk çözüm sürecine “ihanet” diyen MHP lideri Bahçeli sahneye çıktı, onun çağrısıyla PKK lideri Öcalan yeni bir “çözüm sürecine” dahil edildi. Önce PKK silah bıraktığını açıkladı, ardından kamuoyu ve hukukçuların bir af olup........

© Birgün