Müzikte alaylı ve okullu olmak
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Çocukluktan beri müziğe ilgim vardı ama hiçbir zaman bu sanat dalını meslek olarak düşünmemiştim. Meslek dediğin bana göre sabahın köründe kalkıp akşama kadar durup durmaksızın çalışıp eve ekmek parası götürmekti.
Müzik de -çocuk aklıma göre- çok zevkli bir uğraş olduğuna göre meslek olamazdı.
Belki de bu yüzdendir okuduğum üç üniversitenin içinde müzikle ilgili bir bölüm yoktu. Profesyonel müziğe adım attığım yıllarda kendimi geliştirmek için Timur Selçuk başta olmak üzere önemli hocalardan şan, solfej ve armoni dersleri aldım. Ama sıkı durun yaptığım en güzel şarkılar “alaylı” olmanın saflığıyla hiçbir kurala bağlı olmadan tamamen özgürce yaptığım şarkılardı. Belki bazı okuyucularım alaylı olmak ne demek diye merak etmişlerdir. Müzikte alaylı olmak; herhangi bir akademik eğitim almadan, kendi çabası ve kişisel yetileriyle, usta-çırak ilişkisi içinde yetişmek olarak özetlenebilecekken, okullu olmak ise tam zamanlı ya da yarı zamanlı konservatuarlarda teorik ve akademik eğitimi almayı tanımlar.
Aslında bu tanımlar daha önce 19. yüzyıl sonlarında Osmanlı ordusunda kullanılmış. Harbiye Mektebi’nden yetişen subaylar ihtiyacı karşılamadığından, bu boşluğu doldurmak maksadıyla ordu içindeki erlerin kabiliyetlileri seçilerek subay yapılmış. Böylece Harbiye’den mezun olanlara mektepli, erlikten........
