menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Belki lazım olur

46 0
07.10.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Dolapların değiştiği haftalardayız. Yazlıklar kalkarken çoğu evde aynı duraksama yaşanıyor. Bir elbise askıdan iner, ağzı açık bekleyen torbaya kadar gelir, sonra elin küçük bir hareketiyle geri döner. O anda söylenen cümle de ortak: "Belki lazım olur."

Babamdan çok duyardım bu sözü; hiçbir şeyi atmak istemez, "belki lazım olur" diye kenara koyardı. Aynı duraksamayı şimdi ben yaşıyorum. Çekmecede yıllar öncesinden kalma bir sinema bileti, çalışmayan bir saat, tütün kesesi, eskiden ders verdiğim üniversitelerden birinin kimlik kartı. Bazı giysilerim de öyle; yıllardır giymediğim eprimiş bir yelek, artık içine sığamadığım bir pantolon. Oysa hiçbiri lazım olmayacak.

Bruce Hood ile Paul Bloom'un bir deneyini okuyunca atamamanın hesap değil inanç olduğunu anlamıştım. İki psikolog, çocuklara her nesneyi kopyalayabilen bir makine tanıtmıştı; çocuklar sıradan oyuncaklarının kopyasını seve seve almış, ama sıra her gece koyunlarına aldıkları eski oyuncağa gelince orijinali geri istemişlerdi. Kimisi oyuncağının makineye konmasına bile izin vermemişti. Birebir aynısı yetmez; nesnenin içinde kopyalanamayan bir şey olduğuna inanılır. Biletin aynısı bugün de basılabilir, ama o bilet o akşamı ve o akşamki halimi saklar.

Bir başka deneyde insanlara yıkanmış bir kazak uzatılmıştı; kazağın bir katile ait olduğu söylenince çoğu kişi giymeye yanaşmamıştı. Temas eden bir daha ayrılmaz; önceki sahibin görünmez bir parçası kumaşta kalır sanki. Aynı........

© Birgün