menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öğrenmenin yolu nereden geçer?

11 22
30.01.2026

Çocuklarım geçtiğimiz haftalarda okullarının düzenlediği bir müze gezisi için veli onay formu getirdiler. Formun üzerinde İstanbul Diyalog Müzesi yazıyordu. Ülkemizde 13 yıllık geçmişe sahip olan Karanlıkta Diyalog ve Sessizlikte Diyalog sergilerinin Gayrettepe metrosundaki deneyimsel öğrenme alanlarını bugüne kadar ziyaret etmemiş olmama hayıflandım. Yorgunluklarımız nedeniyle İstanbul gibi bir metropolde Avrupa ve Anadolu yakası arasındaki fiziki mesafeye zihinsel mesafeler ilave edebiliyoruz. Haberdar olup, merak duyup gidip göremediğimiz o kadar çok yer, mekan var ki… Çocuklarımdan gezi sonrası deneyimlerini benimle paylaşmalarını istedim. Görme ve işitme engelliler başta olmak üzere yüzlerce kişinin istihdamına katkı sağlayan müzeden önyargıları dönüştüren, empati becerisini güçlendiren, farkındalıklarını artıran, anlayış ve dayanışmayı pekiştiren kazanımlarla ayrıldılar. Tesadüf o ki aynı günlerde bir arkadaşım işi vesilesiyle müzenin kurucusu olan Hakan Elbir ile buluşacaktı. Konuya dair sohbetimizden müzenin toplumsal işlevi üzerine Hakan Bey ile bir söyleşi gerçekleştirme fikri doğdu.

Kariyerine Pera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün kuruluş ekibinde başlayan Hakan Elbir, müzecilik, erişilebilirlik ve sosyal girişimcilik alanlarında uluslararası ölçekte çalışan bir deneyim tasarımcısı. Elbir, İngiltere’de University of East London (UEL) ve Royal Docks Centre for Sustainability (RDCS) iş birliğiyle yürüttüğü çalışmalar kapsamında; Birleşik Krallık’ın ilk İngiliz İşaret Dili (BSL) ile sipariş verilen üniversite kafesini hayata geçirmiş. Kurduğu Dialogue Café, Dialogue Express Café ve Dialogue Hub London projeleriyle, görme ve işitme engelli bireylerin istihdamı ve toplumsal katılımı için yenilikçi modeller oluşturmuş. Çok duyulu öğrenme, empati temelli projeler geliştirmek amacıyla Diyalog Sosyal Girişimcilik Derneği DİSODER’i ve İstanbul Diyalog Müzesi’ni kuran Elbir, ‘çatışmayı doğmadan dönüştürme’ odağıyla çalışan öncü sosyal etki platformları tasarlıyor. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık temelinde çok duyulu öğrenme modellerini toplumsal arenada yapılandırıyor, kurumsal dünyanın bileşenleriyle deneyimlerini paylaşıyor.

Hakan Bey merhaba, sizi yakından tanımak ve kariyerinizde sizi bu girişime yönlendiren motivasyonu öğrenmek isterim?

Ben kendimi uzun zamandır tek bir meslek tanımıyla ifade etmekte zorlanıyorum aslında. Müze profesyonelliği, deneyim tasarımı, sosyal girişimcilik ve kamusal alanla çalışma benim için birbirinden ayrı değil; aksine aynı sorunun farklı cevapları. Kariyerime kültür-sanat ve müzecilik alanında başladım. Zaman içinde şunu fark ettim: Bilgi aktarımı tek başına dönüşüm yaratmıyor. İnsanların bedenleriyle, duygularıyla ve başkalarıyla karşılaşarak öğrendiği anlar çok daha kalıcı ve dönüştürücü.

İstanbul Diyalog Müzesi’nin ve devamında yurt içi ve yurt dışında gelişen tüm çalışmaların çıkış noktası tam olarak buydu: İnsanları alışık oldukları konfor alanının dışına, ama güvenli bir karşılaşma alanına davet etmek. Karanlıkta, sessizlikte ya da farklı duyusal koşullarda yaşanan deneyimler; aslında bize “öteki” diye kodladığımız hayatların ne kadar yakın olduğunu gösteriyor. Motivasyonum hâlâ aynı: Daha adil, daha ‘ötekini’ anlayan ve daha birlikte düşünebilen bir toplum mümkün mü, sorusunu canlı tutmak.

Deneyim tasarımcısı kimdir? Dünyaya nasıl bakar, toplumu nasıl yorumlar?

Deneyim tasarımcısı benim için “bir şey anlatan” değil, bir şey yaşatan kişidir. Dünyaya doğrusal değil, çok katmanlı bakar. Bir mekânın, bir hikâyenin ya da bir karşılaşmanın insan üzerinde nasıl bir iz bıraktığıyla ilgilenir. Toplumu da sabit bir yapı olarak değil, sürekli yeniden şekillenen bir........

© Birgün