25 yıl 25 başlık: AKP’nin emek bilançosu!
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 14 Ağustos 2001’de kuruldu. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde yüzde 34,3 oy alarak 550 sandalyeli Meclis’te 363 milletvekili kazandı ve sandalyelerin yüzde 66’sını elde etti. Oy oranı aslında yaklaşık 189 milletvekiline karşılık gelirken, yüzde 10’luk seçim barajı AKP’nin sandalye çoğunluğunu büyük ölçüde artırdı. AKP, Kasım 2002’den beri yaklaşık 24 yıldır iktidarda. Parti 14 Ağustos 2026’da 25. kuruluş yılını kutladı. Kuruluşuyla iktidara gelişi arasındaki sürenin çok kısa olması ve partinin 25 yıllık ömrünün neredeyse tamamını iktidarda geçirmesi nedeniyle 25. yıl bilançosu çıkarmak mümkün.
BirGün 15 Ağustos 2026’da AKP’nin 25 yılına ilişkin bir bilanço yayımladı. AKP’nin 25 yıllık karnesinin tamamı tek bir yazıya sığmaz. Ben bu dönemin emek ve sosyal politikalar açısından ne anlama geldiğini ele alacağım. İktidar destekçisi yazarlar bu 25 yılda çalışma hayatında büyük başarılar görüyor. Gerçekten öyle mi? Kuşkusuz 25 yılda yapılanların tamamı olumsuz değildir; önemli olan eğilim, yön ve toplam sonucun ne anlama geldiğidir. İşte seçilmiş 25 başlıkta AKP’nin emek bilançosu.
1. BÜYÜME
Kişi başına GSYH 2001'de 3 bin 108 dolardı, 2025'te 18 bin 40 dolar. Büyüme tek başına önemli değil. Nasıl paylaşıldığı önemli.
AKP 2011'de, “2023'te kişi başına gelir 25 bin 76 dolar olacak” sözü verdi. Gerçekleşen 13 bin 243 dolar oldu. Hedef tutmayınca hedef değişti. 25 bin dolar önce 12 bin 484'e, sonra 10 bin 703'e indirildi.
Öte yandan büyümenin istihdam yaratma kapasitesi zayıfladı.
2. BÖLÜŞÜM
Bölüşüm son 25 yılda iyileşmedi. Asgari ücretin ve emekli aylıklarının kişi başına GSYH’ye oranı geriledi.
Bireysel gelir dağılımını ölçen Gini katsayısı yerinde saydı. 2002'de 0,44 olan katsayı bugün 0,41. Yirmi beş yılda yalnızca 0,03 puanlık bir düşüş. Buna iyileşme denemez. Üstelik emekli aylıkları hesaptan çıkarılınca Gini 0,47’ye fırlıyor.
En zengin yüzde 20 gelirin yüzde 48'ini alıyor. En yoksul yüzde 20'ye kalan pay yüzde 6,4.
3. ENFLASYON VE FAİZ
Türkiye dünyanın en yüksek enflasyonlarından birine sahip. Ağustos 2026 başı itibarıyla Türkiye’nin önünde yalnızca Venezuela, İran ve Arjantin var.
Türkiye’de resmî enflasyon yüzde 31,75 iken politika faizi yüzde 37. Uluslararası Ödemeler Bankası’nın (BIS) 40 merkez bankasını kapsayan veri setinde Türkiye birinci sırada. İkinci sıradaki Rusya ve Brezilya yüzde 14.
Asıl önemlisi yüksek faizin de yüksek enflasyonun yükünü taşıyan da emekçiler ve emekliler.
4. ÖZELLEŞTİRMELER VE KAMUNUN KÜÇÜLTÜLMESİ
AKP Cumhuriyet döneminin tüm kamusal birikimini sattı ve özel sektöre transfer etti. 1980’lerin ortalarından bu yana 74 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. Bunun 66 milyar doları, (yüzde 90) AKP döneminde gerçekleşti. Satılanların çoğu sendikalı, toplu sözleşmeli, kadrolu işyerleriydi.
5. ÜCRETLERİN VERGİ YÜKÜ
AKP’nin en çok övündüğü şey asgari ücrette vergi istisnası oldu. Ancak 2001'de ücretlinin vergisi hesaplanırken vergi iadesi vardı. Bugün asgari ücret istisnası var. Üstelik 2001'de ücretliler, ücret dışı gelir elde edenlere göre ilk dilimde beş puan daha az vergi ödüyordu. O beş puanlık fark kaldırıldı.
2001'de ilk vergi dilimi, yıllık asgari ücretin bir buçuk katıydı. Bugün yarısı bile değil. 2001'de 1,53 kat. 2026'da 0,48 kat. Üç kattan fazla gerileme var.
6. İSTİHDAM
Çalışabilir yaştaki her iki kişiden biri çalışmıyor. 15 yaşta istihdam oranı yüzde 48,9. İstihdam oranı 2002'de yüzde 43,5'ti. Artış çok sınırlı kaldı.
15-64 yaş aralığında Türkiye OECD'nin en düşük istihdam oranına sahip ülkesi. OECD ortalaması yüzde 70,3. AB'de 20-64 yaş arasında her yüz kişiden 76'sı çalışıyor. Türkiye’nin aynı ölçüte göre oranı yüzde 55,1. AB’nin en düşük oranlı ülkesi İtalya’da bu oran yüzde 67,6.
7. İŞSİZLİK
Resmî işsizlik yüzde 7,6 ile rekor düzeyde düşük ilan ediliyor. Ancak bu buz dağının sadece görünen kısmı. Geniş tanımlı işsizlik oranı (atıl işgücü) yüzde 28,8, geniş tanımlı işsiz sayısı 11,6 milyon. İşsizliğin düşmesi iş bulunduğu anlamına gelmiyor. İş aramaktan vazgeçenler işsiz sayılmıyor.
8. GENÇ İŞSİZLİĞİ VE NE EĞİTİMDE NE İSTİHDAMDA OLANLAR
Her dört gençten biri ne okulda ne işte (NEET). NEET........
