menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sizi biz sizden iyi biliriz

69 0
05.09.2026

Cassandra Wilson’ın hatırasına…

Varlık vergisinden muzdarip olmuş bir ailenin evinde devletin icraatını savunuyordu.

Ben o dönemi yaşamamış biri olmama rağmen mevzuyu nispeten yakın yıllarda Türkçe yayımlanmış muhtelif yazılı kaynaklardan, gazetelerden, dergilerden, kitaplardan, ansiklopedilerden teferruatlı biçimde öğrenmiş ve aslında aile içinde pek konuşulmayan yaşanmışlıklarla birleştirmiştim.

Lakin milliyetçi damarı olduğunu bildiğim yakın arkadaşımla bu ve buna benzer mevzuları tartışmamam gerektiğini hissediyor ve o ana kadar aramızdaki yakınlıkta daha şahsi meselelerin değerinden hiç şüphe duymuyordum.

Benden çok daha fazla okumuş ve yazmış, Türk kimliği tartışılamayacak açık görüşlü bir dostumun da katılımıyla gerçekleşen üçlü buluşmada ben ev sahibi olarak daha çok ikramlarla meşguldüm. Aslında Varlık vergisi konusunun açılmasına sevinmiş, medeni ve kültürlü iki insanın muhabbettinin mantıklı bir çerçeveye oturtulacağına dair ümitliydim. Lakin mutfaktan bile seslerinin gittikçe yükseldiğini duyuyor, yanlarına her gittiğimde gerginliğin arttığını görüyor, mamafih dahil olmamaya azami ihtimam gösteriyordum.

Arkadaşımın hararetli milliyetçi kimliğini besleyen aslında melezliği olmuş fakat mevzubahis durumu içinden çıkılmaz bir ikilem gibi yaşadığından onu travmatize etmişti. Sonunda Türklüğü seçmiş gibiydi, fakat bu maziyi ve tarihî belgeleri taraflı okumasını neden gerektiriyordu anlamış değildim. Üstelik bildiğim kadarıyla ecdadında devlet kadrolarında yer almış nüfuzlu şahsiyetler de yoktu.

“Varlık vergisi varlıklı oldukları için onlardan alınmıştı” dedikçe onu rahatlıkla ikna edebileceğini düşündüğüm dostum muhtelif malumat ve argümanlarını ileri sürüyor, lakin hiçbiri sanki fayda etmiyordu.

Evimde Türkiye’nin siyasi mazisi hakkında yüksek sesle, neredeyse kavga eden iki insanın yaydığı enerji beni fazlasıyla tedirgin etmeye başladığından, çok zor gelmesine rağmen müdahale ederek tartışmanın sona ermesini sağlamaya hazırlanıyordum.

Derken ikisinin de nispeten sakinleştiğini görüp rahatladım; kulak misafiri olduğum kadarıyla mevzu hakkında malumat sahibi olduğuna muhakkak ki inandığım ve cüretle “gâvur avukatlığına” soyunmuş hür düşünceli dostum çaresiz kalınca tadımız daha fazla kaçmasın diye ailesinin “mutlak” Türklüğü hakkında şüphe duyulmamasını sağlayacak epizotları aktarma formülüne sığınmıştı.

Beni esas sarsanın zor günlerimde bana kol kanat germiş değerli milliyetçi arkadaşımın Varlık vergisini savunmasından çok argümanlarını dayandırdığı üslup olmuştu. Devletin ve belirli milliyetçi odakların diline pelesenk olmuş sığ klişelerden müteşekkil bir anlatımdan medet umması, prestijli bir üniversitenin mezunu olmasına rağmen bunu ezberci bir bulvar gazetesinin taraflı ve saldırgan bayağılığıyla aktarmayı yeterli bulması üzücüydü; zaten bendeki asıl hayal kırıklığını yaratmış olan da buydu!

Ardından kısa bir süre daha görüştük lakin artık ona karşı kendimi duygusuz hissediyordum. Akabinde hayatım değişti, taşındım; kendisine borcum olduğuna inandığım yukarıdakileri aktarıp veda etmek isterdim, kısmet olmadı…

Geçenlerde gezegenin en köklü ve saygın sinema organizasyonlarından 2026 Locarno Film........

© Bianet