menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İki buçuk şehrin hikayesi

12 0
23.05.2026

Olaylar İstanbul ve Ankara’da geçiyor. Bu iki şehrin kendilerine ait buçukları var. Onlara cezaevi diyoruz. Eski adıyla Silivri yeni adıyla Marmara Cezaevi ile Sincan Cezaevi'nin nüfusları ortalama ilçelerden kalabalık. O nedenle bu şehirlerin buçukları olarak anılmayı hak ediyorlar. Bugünkü hikayede “buçuk” olan Marmara cezaevi. Memleketin meşhur tutuklu ve hükümlülerinin bir kısmı orada malum. O kadar ki yasama ve yürütme organları bakımından epey ağırlığı var cezaevi nüfusunun. Elbette dördüncü kuvvet olan basının mensupları da Yatarmatik hesabına göre girip çıkıyor.

Gazeteci Alican Uludağ, Ankara ilindeyken, Ankara ilindeki şikayetçilere hakaret ettiği iddiasıyla, Ankara ilindeki evinden gözaltına alınıp İstanbul iline götürülüp burada tutuklanıp İstanbul’un buçuğu olan Marmara Cezaevi'ne gönderildi. Alican Uludağ hakkında dava açıldı, dava Ankara iline gönderildi, ama kendisi Marmara Cezaevi'nde tutulmaya devam etti. Bugün duruşması yapılacak, ama hakim de izne çıkmış. Mesele iyice karıştı. Duruşma henüz başlamadı. Tahliye totemi yaparak yazıyı güncellememeye karar verdim.

Sanık Alican Uludağ’ın, Ankara ilindeki adliyede yapılacak duruşmasına, İstanbul ilinden “görüntülü görüşme” yoluyla katılmasının biraz saçma olduğunu söylemek üzere meslektaşları Ankara Adliyesi önünde dün bir basın açıklaması yapmaya karar verdi.

“Gazeteciler haber verme haklarının peşine düşmüş, ben de haber alma hakkımı koruyayım”, diyerek açıklamaya katılmaya karar verdim. Ankara Adliyesi’nin önüne gittim. Okuru, izleyicisi olduğum gazetecileri görünce biraz heyecanlandım tabii. Sessizce yanlarına yaklaştım. Fevkalade şık........

© Bianet