menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

23 0
17.08.2026

Ağustos başında yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla Meclis’e sunulan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, 10 Ağustos’ta TBMM Genel Kurulu’nda 400’ü aşkın milletvekilinin desteğiyle kabul edildi. Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak anılan düzenlemenin bundan sonra nasıl uygulanacağı, adımların nasıl denetleneceği ve peşi sıra hangi demokratikleşme pratiklerinin geleceği ise merak konusu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile çerçeve yasanın ardından başlayan yeni aşamayı, sürecin güvencelerini, güvenlikçi devlet yapısına yönelik eleştirileri, barışın toplumsallaşmasını ve bundan sonraki kısa, orta ve uzun vadeli adımları konuştuk.

Çerçeve yasa çıktı. DEM Parti açısından yeni aşamanın ilk somut gündemi nedir? Yasanın ardından öncelikle hangi adımların atılmasını bekliyorsunuz?

Çerçeve yasanın Meclis tarihinde ender rastlanan bir çoğunlukla TBMM’de yasalaşmasının hakkını ve silahların susmasına dair ortak duygunun kıymetini bir kez daha teslim edelim. Öncelikle çerçeve yasada ifade edilen kurulun devreye girmesi ve hızlıca MGK’dan karar çıkarılarak yasanın tüm boyutlarıyla yürürlük kazanması tarihsel önemde. Yasanın, orta ve uzun vadede Türkiye siyasetinde muazzam etkileri olacağını ve demokratik siyaset zeminini güçlendireceğini düşünüyoruz.

Bu aşamada yasanın tüm boyutlarıyla ve olabildiğince hızlı şekilde devreye girmesi önemli. Çerçeve yasanın kazasız belasız uygulanmasıyla oluşacak siyasal ve psikolojik iklim, sonraki adımların atılmasının önünü açacak. Bu yönüyle, ilk adım olan çerçeve yasanın tam değerini bulması için demokratik siyasal alanı genişletecek ve güçlendirecek demokratikleşme ve özgürlük yasaları ardı sıra gelmeli.

"Yürütme erki zamanlama ve uygulama hatalarına düşmemeli"

Yasanın uygulanmasını takip edecek mekanizmalarda güvenlik bürokrasisinin ağırlığını “en büyük handikap” olarak nitelendirdiniz. Buradaki temel kaygınız nedir? Uygulamanın demokratik denetimi sizce nasıl sağlanmalı?

TBMM’de bu kadar büyük bir oylamayla çıkan bir yasada yürütme erkine ağırlıklı yetki verilmesi hususunda endişe ve soru işaretleri olabilir. Bu soruların, kaygıların illa negatif bir yoruma sevk edilmesi gerekmez. Yürütme erki zamanlama ve uygulama hatalarına düşmemeli. Bir yandan bu konudaki uyarılarımızı yapacağız. Öte yandan demokratik mücadele zeminini güçlendirmek, barış talebini 86 milyonun talebi hâline getirmek için çalışacağız. Sürecin başarısı için TBMM bünyesindeki komisyonu ve Türkiye halklarını bu sürecin denetim ve izleme gücü hâline getirebilmeliyiz.

2015’te masa bir kararla devrildi, bugünkü süreci 2015’ten ayıran nedir? Bu kez geri dönüşü engelleyecek güvenceler var mı?

Mutlak garanti yok; olduğunu söyleyen de doğruyu söylemez.

Söyleyebileceğimiz şu: 2015’in iki yapısal zaafı yasal çerçeve eksikliği ve takvimsizlikti. Bu kez kısmen giderilmiş durumda. Meclis devrede, yasa var, komisyon var. “Kısmen” diyoruz, çünkü takvim ve bağlayıcı denetim hâlâ eksik. Garanti dediğiniz şey tam da bu eksiklerin tamamlanmasıyla kurulur. Bu sürecin doğası ve özgünlüğü, “güven-güvence” denklemiyle ilerleyecek olmasıdır. Garanti aramanın yolu süreci reddetmek değil, süreçten dönülmesini imkânsız hâle getirmek.

Demokratikleşmenin yol haritası

Yasal çerçeve oluşturulmuş olsa da düzenlemenin yapısal sorunlara dokunmadığı ve güvenlikçi devlet yapısının değişmediği yönünde eleştiriler var. Siz bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlk aşamada toplumun da beklediği bazı temel yapısal sorunlara dokunmadığı doğru. Fakat şöyle........

© Bianet