menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocuklarla zor haberleri konuşmak: Sessizlik değil eşlik

15 0
12.03.2026

Savaş, çatışma, ekonomik kriz ve insan hakları ihlalleri... Bunlar haberlerde sık sık karşılaştığımız konu başlıkları. Bu içerikler yetişkinler için dahi yer yer zorlayıcı ve üzücü olabilirken soyut düşünme duyusu henüz tam gelişmemiş çocuklar için çok daha kaygı dolu hissettirebilir. Günümüzde çocuğu zorlayıcı haberlerden bütünüyle yalıtmak bugün neredeyse imkânsız. Çocuklar çoğu zaman haberi medya araçlarından değil, evde kulak misafiri oldukları konuşmalardan, arkadaş çevresinden, sosyal platformlardan ya da okul koridorlarından duyuyor.

Hak temelli bir perspektifte çocuk için koruyucu olan, yetişkinin haberin ortaya koyduğu gerçekliği inkâr etmesi değil, anlamlandırmasına eşlik etmesi. Bu yüzden doğru yaklaşım -zor da olsa- sessizlik değil; gelişim düzeyine uygun, dürüst, sakin ve güven veren bir konuşma kurabilmek.

American Academy of Pediatrics’in (AAP) uzman rehberleri, yetişkinlerin konuyu çocuk duymadan önce değil, çocuk duyduktan sonra da gecikmeden ele almasını; önce “Ne duydun?” diye sorup çocuğun mevcut bilgisini anlamasını; ardından açık ama sade bir dille konuşmasını öneriyor.

Evde yapılacak ilk şey, çocuğun duyduğu parçalı bilgileri bir araya getirmesine yardım etmek olabilir. Bunun için yetişkinin uzun bir nutuk atması gerekmez; kısa sorular daha etkilidir: “Bununla ilgili ne duydun?”, “Sence ne olmuş?”, “Seni en çok ne korkuttu?”

Bu sorular bize, çocuğun hem yanlış bilgilerini düzeltme hem de gerçek kaygısının ne olduğunu anlama fırsatı verir. Çünkü çocuk çoğu zaman haberin kendisinden çok, “Bu bizim başımıza da gelir mi?” sorusuyla kaygıya kapılır. Bu noktada hak temelli bir yerden bakacak olursak; yetişkinlerin görevi, gerçeği saklamak değil, gerçeği çocuğun taşıyabileceği bir biçime çevirmek. Nitekim uzman önerileri de tam olarak bunu söylüyor: temel bilgiyi verin, ayrıntılardan kaçının, bilmediğiniz yerde “Bunu şu an ben de tam bilmiyorum” demekten geri durmayın.

Ev içinde önemli olan ikinci mesele, haberin içeriğini değil haberin dolaşıma giriş biçimini kontrol etmek. Özellikle tekrar tekrar verilen görüntüler, kanlı fotoğraflar, çığlık sesleri ve dehşet duygusunu büyüten başlıklar çocukta olayın sürekli sürüyormuş hissi yaratabilir. AAP, küçük çocukların (14 yaşa kadar) tekrar eden grafik görüntülerden uzak tutulmasını; daha büyük çocuklarla ise haberin birlikte izlenmesini, gerekirse durdurulup konuşulmasını öneriyor. Bu önerinin kıymeti şuraya dayanıyor; birlikte izlemek yalnızca içerik denetimi değil, duygusal eşlik anlamına da gelir. Yani çocuk haberi yalnız tüketmez; yanında güven veren, açıklayan, gerektiğinde durduran bir yetişkinin varlığından haberdar olur.

Üçüncü boyutta karşımıza çıkan şey çocuğun duygusunun çıkmasına müsaade etmek. Çocuğa “Korkacak bir şey yok” demek çoğu zaman teselli etmez; çünkü çocuk kendi duygusunun ciddiye alınmadığını hissedebilir. Daha işlevsel olan, “Evet, bu üzücü........

© Bianet