Operasyonlar, protestolar ve güvenlik siyaseti arasında bir bakan: Ali Yerlikaya
Türkiye’nin siyasi hafızası, 11 Şubat 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan kararla yeni bir döneme evrildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2023 genel seçimlerinin hemen ardından "hukuk devletine dönüş" vaadiyle Süleyman Soylu’dan koltuğu devralan Ali Yerlikaya’nın yerine Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’yi atadı.
Bu değişiklik sadece bir kabine revizyonu olarak değil, Türkiye’nin son üç yılına damga vuran "teknokrat-güvenlikçi" paradigmanın yerini daha geleneksel ve muhafazakar bir bürokratik çizgiye bırakması olarak yorumlandı.
Yerlikaya’nın Konya’dan başlayıp İstanbul Valiliği’ne, oradan da Türkiye’nin en kritik bakanlığına uzanan kariyeri; organize suç örgütlerine yönelik devasa operasyonlar, gri listeden çıkışın mali diplomasisi ve 2025’in sert toplumsal olaylarıyla şekillenen karmaşık bir portre sunuyor.
Ali Yerlikaya, 11 Ekim 1968’de Konya Selçuklu’da doğdu. İlk ve orta eğitimini burada aldıktan sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi’ne girdi. 1989’da mezun oldu.
Ertesi sene mülki idare amirliği kariyerine başladığında, Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden biri olan 90’lı yılların güvenlikçi atmosferinde yetişti.
Erzin, Felahiye, Derabucak, Hilvan ve Sarıkaya gibi ilçelerde kaymakamlık yaptı. 2003’te İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’ne atandı. Hemen ardından Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürü (2004-2007) oldu.
Yerlikaya’nın valilik kariyeri 2007’de başladı. 2007-2010 arasında Şırnak, 2010-2012’de Ağrı, 2012-2015’te Tekirdağ, 2015-2018’de Gaziantep, 2018-2023’te İstanbul Valiliği yaptı.
Tekirdağ’dayken Suriye İç Savaşı başladı. Antep’e atandıktan sonra IŞİD saldırıları, Suriyeli’den gelen göç ve Fırat Kalkanı Harekatı gibi gelişmelerde devlet refleksini temsil eden bir yönetici oldu.
Bu dönemde muhalefet partileri Yerlikaya’yı sıklıkla IŞİD'e karşı "terör örgütüne yönelik yumuşak bir dil kullanmakla" eleştirdi. Yerlikaya bu eleştirileri, hukukun üstünlüğü ve masumiyet karinesi çerçevesinde savunsa da tartışmalar kendisinin Türkiye kamuoyunda tanınmasını sağladı.
Ayrıca Yerlikaya Gaziantep Valisiyken en az iki IŞİD saldırısı daha yaşandı. Biri İl Emniyet Müdürlüğü’ne diğeri ise bir düğüneydi. Düğüne yapılan saldırıda 59 kişi öldü, 90'ın üzerinde kişi yaralandı.
2018’de Türkiye’nin en prestijli bürokratik makamı olan İstanbul Valiliği’ne atanması, Yerlikaya’nın siyasi hiyerarşideki yükselişinin tesciliydi.
31 Mart 2019’da Ekrem İmamoğlu’nun Binali Yıldırım karşısında kazandığı seçim iptal edilince İçişleri Bakanlığı kendisini belediyeye kayyım olarak atadı. 7 Mayıs’tan 27 Haziran’a kadar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekilli olarak görev yaptı.
Bu kısa sürede, belediyenin siyasi tarafsızlığını koruması gereken makamında, iktidar partisinin adayı lehine yürütülen kampanyalara göz yummakla ve belediye kaynaklarını geçiş döneminde tartışmalı şekilde yönetmekle suçlandı.
Muhalefet, Yerlikaya’nın "devletin valisi" değil, "partinin valisi" gibi davrandığını savundu.
Öte yandan, İstanbul Valiliği döneminde Dario Fo'nun Kürtçeye uyarlanan "Bêrû" adlı oyununu yasakladı.
Yerlikaya, 4 Haziran 2023’de kurulan yeni kabinede İçişleri Bakanı olarak açıklandı. Selefi Süleyman Soylu’nun daha kutuplaştırıcı, sert ve zaman zaman hukukun sınırlarını zorlayan tarzının ardından Yerlikaya; "hukuk", "insan hakları" ve "şeffaflık" vaadiyle göreve başladı.
Göreve gelir gelmez yaptığı ilk hamle, emniyet teşkilatındaki "Soylu ekibi" olarak bilinen kadroları tasfiye etmek oldu. Emniyet Müdürleri Kararnamesi ile onlarca ilin müdürü değişti ve Soylu döneminde ihraç edilen bazı isimler göreve iade edildi. Bu durum, bürokraside bir "restorasyon" çabası olarak okundu.
Yerlikaya'nın bakanlığı döneminde Ankara'da iki PKK saldırısı gerçekleşti. İlki 1 Ekim 2023'te Kızılay'daki Emniyet Genel Müdürlüğü giriş kapısı önünde oldu. Bu kişinin gerçekleştirdiği bir intihar eylemiydi. İki eylemci öldü. Patlama nedeniyle de iki polis yaralandı, Saldırıyı PKK'nın silahlı kanadı HPG üstlendi.
İkinci saldırı ise 23 Ekim 2024'te savunma sanayi şirketi TUSAŞ'aydı. Saldırı, Devlet Bahçeli'nin, Abdullah Öcalan'a umut hakkını dillendirdiği ilk konulmasından bir gün sonra gerçekleşti.
Gasp ettikleri bir taksiyle olay yerine gelen iki saldırgan, taksinin yanındaki patlayıcıyı infilak ettirdikten sonra silahlarını ateşleyerek tesise girdiler.
Saldırıda, saldırganların bindikleri taksinin şoförü dâhil olmak üzere yedi kişi hayatını kaybetti. Biri ağır olmak üzere 22 kişi de yaralandı. Saldırıdan 2 gün sonra, 25 Ekim 2024'te PKK, saldırıyı üstlendi.
Yerlikaya bakanlığı döneminde, Süleyman Soylu’nun “terörle iltisak” gerekçesiyle belediye başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyım atanması uygulamasını sürdürdü.
Ayrıca kayyım politikasını bölge illeriyle sınırlamayıp Türkiye’nin batısına ve ana muhalefet partisine kadar uzanan bir şekilde genişletti.
Bu sürecin ilk halkası, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden kısa bir süre sonra Hakkari’de örüldü. Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ı 3 Haziran’da görevden alarak yerine Hakkâri Valisi’ni atadı.
Birkaç ay sonra ise 30 Ekim 2024’te Esenyurt’un CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Özer’e operasyon düzenlendi. Özer’in "örgütü üyeliği" iddiasıyla tutuklanmasının ardından Yerlikaya belediyeye kayyım atadı.
Esenyurt hamlesi, Türkiye siyasetinde CHP ile DEM Parti’nin yerel seçimdeki "Kent Uzlaşısı"na karşı bir devlet yanıtı olarak yorumlandı.
Bu operasyonun hemen arkasından 4 Kasım’da Türkiye bir kez daha "şafak operasyonları" ve belediye binaları önündeki polis barikatlarıyla uyandı.
Yerlikaya Ahmet Türk’ü Mardin Büyükşehir Belediyesi’nden üçüncü kez uzaklaştırırken, Batman’da Gülistan Sönük ve Urfa Halfeti’de Mehmet Karayılan’ı görevden aldı.
Yerlikaya bu süreçte, yargı kararlarını beklemeden "idari tasarruf" yetkisini en üst perdeden kullandı.
Kasım ayının sonunda ise operasyonlar Dersim ve Ovacık’a uzandı; Cevdet Konak ve Mustafa Sarıgül’ün yerine mülki amirler görevlendirildi.
Yerlikaya döneminin en somut ve halk nezdinde en çok karşılık bulan icraatı, organize suç örgütlerine karşı başlattığı operasyonlar oldu.
Döneminin en ayırt edici özelliklerinden biri de güvenlik operasyonlarını kamuoyuna sunuş biçimiydi. Neredeyse her sabah sosyal medya hesabından yaptığı........
