menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sivil toplum COP31’e hangi sorularla gidiyor?

25 0
10.06.2026

Sivil Sesler Festivali, Türkiye'nin farklı kentlerinden ve farklı mücadele alanlarından sivil toplum örgütlerini bir araya getiren bir buluşma. Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) tarafından 5-6 Haziran tarihlerinde Ankara'daki Esat Hal'da düzenlenen festivali, Atölye BİA olarak yerinde takip ettik. 

Hem deneyim paylaşımını hem de ortak sorunları tartışmayı, yeni iş birlikleri kurmayı ve sivil toplumun kamusal alandaki sesini güçlendirecek bir zemin oluşturmayı amaçlayan festival, bu yıl “İklim Krizi, Demokrasi ve Sivil Toplumun Anlamlı Katılımı” temasıyla düzenlendi. Festival, kasım ayında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, iklim politikalarına sivil toplumun katılımını da tartışmaya açtı.

SİVİL SESLER FESTİVALİ

Türkiye'nin sivil sesleri anlattı

SİVİL SESLER FESTİVALİ

COP31'e giderken: Engelliler iklim müzakerelerinde söz istiyor

Sivil Sesler Festivali başladı: "Şimdi ayağa kalkma zamanı"

Farklı başlıklar, benzer sorular

Festival boyunca oturumlar iklim krizinden demokrasiye, örgütsel ilkelerden algoritmaların görünürlüğe etkisine kadar geniş bir yelpazeye yayıldı. Programdaki başlıklar farklı olsa da gün boyunca yapılan tartışmalar birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları gibiydi. Bir oturumda örgüt içi şeffaflık tartışılırken, başka bir oturumda dijital görünürlük meselesinin aynı temsil krizine bağlanması bu ortaklığı görünür kıldı.

Başlıklar farklı olsa da tartışmalar sık sık benzer meselelere döndü: Karar alma süreçlerine kimler dahil olabiliyor, kimlerin sözü duyuluyor ve kimler bu süreçlerin dışında kalıyor? 

Bu sorular festival boyunca farklı biçimlerde karşıma çıktı. Örneğin STGM Kapasite Geliştirme Koordinatörü Hatice Kapusuz'un yürütücülüğünde gerçekleştirilen "İlkelerin Anatomisi" oturumunda konuşmacılar, örgütlerin yalnızca savundukları değerlerle değil, bu değerleri kendi iç işleyişlerinde ne kadar hayata geçirebildikleriyle de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Katılım, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi kavramlar yalnızca kamu kurumlarından talep edilen ilkeler değil, sivil toplumun kendi içinde de sürekli yeniden düşünmesi gereken başlıklar olarak ele alındı. Benzer bir tartışma, COP31'e hazırlık sürecini ele alan oturumlarda da vardı. Burada da mesele yalnızca iklim politikalarının içeriği değil, bu politikalara kimlerin katılabildiğiydi. 

Gülin Çavuş yürütücülüğünde gerçekleştirilen "Gürültü Çağında Algoritmalara Rağmen Hakikati Anlatmak" oturumunda ise benzer bir tartışma dijital........

© Bianet