Düzenlemeler, tepkiler, dayanışma, işsizlik
21 EKİM DÜNYA GAZETECİLER GÜNÜ | BİA MEDYA GÖZLEM | HAZİRAN TEMMUZ-AĞUSTOS 2026
İktidar gazeteciye sansür ve hapiste vites artırdı!
BİA MEDYA GÖZLEM HAZİRAN | TEMMUZ-AĞUSTOS 2026 (TAM METİN)
Gün gün üç aylık medya/ifade özgürlüğü ihlalleri
Son üç aylık dönemde hız kazanan çevrimiçi haberciliğe yönelik sansür ve gözetim yetkileri Temmuz sonu itibarıyla Siber Güvenlik Başkanlığı’na (SGB) geçti. Nitekim İFÖD yayımladığı uyarıda, “Trafik verilerinin kapsamının genişletilmesi ile yasal dinleme altyapısının aynı kurumun elinde toplanması gözetim kapasitesini artırırken, sosyal ağlar ve devlet arasındaki düzenleyici ilişki de güvenlik merkezli bir emir-komuta ilişkisine dönüştürülüyor” dedi.
Tehlike bununla da sınırlı değil: Adalet Bakanı Akın Gürlek, İnternet gazeteciliğine yönelik yeni kısıtlamaların ve yasal düzenlemenin sinyalini verdi; “İnternet haberciliğinin tek çatı altında toplanması” gerektiğini açıkladı.
Geçen dönemde de, Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun'da yapılan değişiklikle, resmi ilan verilecek internet haber sitelerinin haber sayısı, içerik, kadro, okur sayısı ve sagari yayın hayatı süresi gibi vasıflarını belirleme yetkisi Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’na bırakılmıştı.
“İnternet haberciliği” için düzenleme mesajı: Adalet Bakanı Akın Gürlek, Iğdır'da düzenlenen 13. Dijital Medya Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, internet gazeteciliğine yönelik yeni kısıtlamaların ve yasal düzenlemenin sinyalini verdi; “İnternet haberciliğinin tek çatı altında toplanması” gerektiğini açıkladı. Güncel ihtiyaçlara göre böyle bir yasanın zorunluluğunun ortaya çıktığını savunan Gürlek, “Bunların tek bir çatı altında mutlaka toplanması gerekiyor. Bunun daha önceden düşünülmesi gerekiyordu ama düşünülmemiş. Güncel ihtiyaçlara göre böyle bir yasa zorunluluğu ortaya çıktı. Bu konuda sizin yaptığınız yasa çalışması varsa biz de bu yasanın gündeme getirilmesi ya da Meclis gündemine alınması konusunda elimizden geldiğince destek oluruz” dedi. TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel ise daha önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile görüştüğünü ve Oktay’ın kendisine “Böyle bir yasa çalışması yapın, getirin, ben de destek vereyim, bakanımızla da görüşelim” dediğini aktardı (7 Ağustos).
Online gözetimde Siber Güvenlik Başkanlığı devri: İnternet üzerindeki sansür ve gözetim yetkilerini Siber Güvenlik Başkanlığında (SGB) merkezileştiren 29. madde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Maddeyle BTK'nın sosyal ağlar ve oyun platformları üzerindeki yetkileri SGB'ye devrediliyor, trafik bilgisi tanımı “kaynak ve hedef port bilgisi”ni kapsayacak şekilde genişletiliyor ve SGB'ye yasal dinleme ve müdahalenin yapılmasına teknik olanak sağlama görevi veriliyor. Düzenleme Resmi Gazete’nin 31 Temmuz 2026 tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. İfade Özgürlüğü Derneği, bant daraltmanın bugüne kadarki tek açık yasal dayanağı olan 5809 sayılı Kanun'un 60/10. fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı, böylece adı konmuş ve belirli bir hükme dayanan bant daraltma yetkisinin yerini, sınırları ve içeriği belirsiz “tedbir” yetkisinin almasının da önünün açıldığını bildirdi. İFÖD açıklamasında, “Trafik verilerinin kapsamının genişletilmesi ile yasal dinleme altyapısının aynı kurumun elinde toplanması gözetim kapasitesini artırırken, sosyal ağlar ve devlet arasındaki düzenleyici ilişki de güvenlik merkezli bir emir-komuta ilişkisine dönüştürülüyor” denildi (24-31 Temmuz).
Soru ve araştırma önergeleri
Yılın ilk üç ayında İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, fon krizi hakkında haber yapan gazeteci ile uzmanların susturulmasına tepki gösterdi. Şık’ın yönelttiği sorular arasında, “Fon skandalına, potansiyel risklerine, skandalın bürokratik bağlarının ortaya çıkmasına ilişkin yapılan haber ve sosyal medya paylaşımlarının engellenmesine ve dahi soruşturma konusu edilmesine hükmeden yargı mensuplarının ve diğer kişilerin bu fonlarda işlem yapıp yapmadığı ve bu fonlara dahli olup olmadığı yönünde herhangi bir araştırma bulunmakta mıdır?” da vardı.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, fon krizi hakkında haber yapan gazeteci ile uzmanların susturulmasına tepki gösterdi. Şık, “Haber alma hakkının engellenmesi bizzat bu krize su taşımıştır” diyerek, sansür kararı veren yargı mensuplarının fonlarda işlem yapıp yapmadığının araştırılmasını istedi:
“Fon skandalına, potansiyel risklerine, skandalın bürokratik bağlarının ortaya çıkmasına ilişkin yapılan haber ve sosyal medya paylaşımlarının engellenmesine ve dahi soruşturma konusu edilmesine hükmeden yargı mensuplarının ve diğer kişilerin bu fonlarda işlem yapıp yapmadığı ve bu fonlara dahli olup olmadığı yönünde herhangi bir araştırma bulunmakta mıdır?” (25 Eylül).
Cumhurbaşkanlığı, Bakanlıklar ve muhalefetten mesajlar
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Iğdır'daki 13. Dijital Medya Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, internet gazeteciliğine yönelik yeni kısıtlamaların ve yasal düzenlemenin sinyalini verdi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise AİHM’in Osman Kavala kararı ve bu karar üzerine AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un yargının siyasallaşması yönüyle Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelttiği eleştirisi üzerine küplere bindi; “AİHM de Amor da haddini bilsin!” dedi.
Uçum “AİHM ve Amor”a had bildirdi! Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, AİHM’in Osman Kavala kararı ve bu karar üzerine AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un yargının siyasallaşması yönüyle Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelttiği eleştirisi üzerine küplere bindi. AİHM kararını “siyasi proje” olarak nitelendiren ve “AİHM de Amor da haddini bilsin!” ifadesini kullanan Uçum, Türkiye’nin AİHS ve AİHM üyeliğini gözden geçirebileceğini yazdı. Sanchez Amor’u da hedef alan Uçum, “Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin siyasi proje olarak verdiği bir karar üzerine aralarında Avrupa Parlamentosu ‘Türkiye Karşıtlığı Sorumlusu’ Amor’un da bulunduğu bazı hadsizler Türkiye’ye dil uzatmaya başladı… AİHM siyasi proje kararlar verdikçe Türkiye için hiçbir kıymeti kalmıyor. Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor. Türkiye aleyhine siyasi hesaplarla kararlar verilmeye devam edilirse bu durumun kaçınılmaz hale geleceğini tüm muhataplar bilmelidir. İş bu noktaya gelirse AİHM sisteminin çöküşü de önlenemez olur” ifadelerine yer verdi (25 Ağustos).
Bakan Gürlek’ten “İnternet haberciliği için düzenleme” mesajı: “Bunların tek bir çatı altında mutlaka toplanması gerekiyor. Bunun daha önceden düşünülmesi gerekiyordu ama düşünülmemiş. Güncel ihtiyaçlara göre böyle bir yasa zorunluluğu ortaya çıktı. Bu konuda sizin yaptığınız yasa çalışması varsa biz de bu yasanın gündeme getirilmesi ya da Meclis gündemine alınması konusunda elimizden geldiğince destek oluruz” dedi (Adalet Bakanı Akın Gürlek, Iğdır'da düzenlenen 13. Dijital Medya Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, internet gazeteciliğine yönelik yeni kısıtlamaların ve yasal düzenlemenin sinyalini verdi; 7 Ağustos).
Son üç ayda yerel, ulusal ve uluslararası gazetecilik kuruluşları, çeşitli açıklamalarla Türkiye’de basın özgürlüğünü hedef alan ağır ihlallere tepki gösterdi. Bu dönem içerisinde T24 sitesinin kapatılması, gazeteci Tuğba Tekerek’in tutuklanması; Merdan Yanardağ, Oya Lale Özan Arslan ve Selahattin Günday’ın tutuklu bırakılması; kameraman Fatih Coşkun, Trabzon’da Hatice Aksoy ve Muhsin Aksoy’un gözaltına alınması, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ve İlke TV’den Zilan Azad’a soruşturma açılması; Kocaeli Karamürsel’de Tayyar Öztoprak’ın ağır şekilde darp edilmesi, JINNEWS sitesine erişim engeli getirilmesi gibi çok sayıda gelişme kınandı.
T24’ün kapatılmasına ortak kınama: Çok sayıda ulusal ve uluslararası gazetecilik ve ifade özgürlüğü kuruluşu, T24 haber sitesinin “LGBT propagandası” iddiasıyla kapatılmasına tepki gösterdi. Ortak açıklamada, “Bu kararın ivedi biçimde geri alınması gerektiğine inanıyoruz. Mesleğimize yönelik bu saldırıların karşısında mesleğimizi ve meslektaşlarımızı savunmaya devam edeceğimizi duyuruyoruz” denildi. Bildiride, Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, Basın Konseyi, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Uluslararası Basın Enstitüsü’nün imzası vardı (30 Eylül).
TGC Yanardağ için özgürlük istedi: TGC, “siyasal casusluk” iddiasıyla Marmara (Silivri) Cezaevi’nde tutulan, el konulan TELE1'in yayın yönetmeni olan ve 11 aylık tutukluluğu 29 Eylül’deki üçüncü duruşmada uzatılan Merdan Yanardağ’ın serbest bırakılmasını istedi. Duruşmayı TGC adına izleyen Yönetim Kurulu üyesi Zeynel Lüle, duruşmanın ardından yaptığı açıklamada, “Silivri’de görülen casusluk davasında yargılanan üyemiz Merdan Yanardağ gazetecidir. Sahibi olduğu TELE1’e el konulmuş ve 144 meslektaşımız tazminatsız işten çıkarılmıştır. Gazetecilerin tutuklu yargılanmasının istisnai bir uygulama olması gerektiğine inanıyoruz. Merdan Yanardağ’ın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. Gazetecilik suç değildir” dedi. Yargılamayı Namık........
