menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yerinden oynamayan cisim

30 0
28.03.2026

Sıkışmış ve yerinden oynamıyordu. Yerinden oynaması mesele miydi, bilmem? Yerinden oynaması sorun muydu? Belki evet ama sorun tek kişilikti. Tek kişilik sorunlar da vardır hayatta. Ama nedense tek kişi sıradan olma hakkını yitirmişse onun bazı sorunları bir anda kolektif bir sorun hâline gelir. Çözülmesi gereken kolektif sorunları çözme cesareti kendini bilinmeze gizlediğinde ortaya çıkar, bireysel; gerçekten bireysel aksaklıkları kolektif bir soruna çevirme hastalığı. Bu hastalık hep de sıradan olma hakkı elinden alınan insanlara denk gelir. Aksaklık koca bir soruna evrilir, sorunu yaşayan özne bir anda daha büyük bir sorunun ortasında bulur kendini. Sorun özne hariç herkesin müdahil olduğu bir uğraşa döner. Özne silikleşir sorun "çözülür".

Her sabah yerinden oynamamakta ısrar eden o cismi olması gerektiği yere çekmeye çalışan adam stres ve öfkeyle bildiği bütün sövgüleri halka halka bir zincir hâlinde boşluğa bırakırken zihninden buna benzer düşünceler geçiriyordu. Oysa yerinden oynamayan bu cismi kimse bu kadar irdelemezdi. Belki normal koşullarda o adam da irdelemezdi ama vardı bir bildiği. Yakıcı öfkeyle biriken çaba cismi yerinden oynatıyordu ama olması gereken yere getiremiyordu. Biliyordu ki, sakin bir kafayla bu kadar çaba göstermeden bu sorunu çözebilirdi. Çözmese de onu ilgilendirirdi. Ne diyordu Ahmet Kaya, "Onun macerası onu ilgilendirirdi".

Onun macerasının ondan başka herkesi ilgilendireceği için bu kadar kasmıştı adam. Aslında kasılacak bir bok yoktu ortada. Yerinden oynamayan ne şehirler arası yola devrilmiş bir ağaç ne de kentin tüm giderini tıkayan kaya parçasıydı. Kullanılmaktan aşınıp isyan etmişti. Bu küçük aksaklık sadece belli insanlar için dev bir soruna dönüştürülürdü. Aslında sorunun kaynağı kullanılmaktan hatta hoyrat kullanılmaktan yıpranan bir fermuar parçasıydı.

Mevsim kışa dönmüştü. Kentin kışı yüzü yakan garip bir soğuktan ibaretti. Ne karı vardı ne yağmuru. Kentin bürokratik suretiyle birleşince insanı nihilizme bile sürükleyebilecek bunaltıcı bir havası vardı.

Yine de bu kentin insanları........

© Bianet