Sorun dedektörsüz okullar mı, değersizleşen eğitim mi?
"Bir toplum, okullarına dedektör koymaya başladığında değil; çocuklarına değer vermeyi unuttuğunda tehlike başlamıştır."
Yeni eğitim-öğretim yılına sayılı günler kala kamuoyuna önemli bir karar açıklandı. Son dönemde okullarda yaşanan üzücü şiddet olaylarının ardından İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının koordinasyonunda Türkiye genelindeki okullarda dedektörlü güvenlik sistemi kurulacağı, ayrıca İŞKUR aracılığıyla 30 bin güvenlik görevlisinin görevlendirileceği duyuruldu. Güvenlik personeline okul girişlerinde dedektörle arama yapma yetkisi verilmesi de alınan tedbirler arasında yer aldı.
İlk bakışta bu karar, veliler açısından rahatlatıcı görünebilir. Her anne ve baba çocuğunu güvenli bir okula göndermek ister. Her öğretmen huzurlu bir eğitim ortamında görev yapmak ister. Her öğrenci kendisini güvende hissederek eğitim görmek ister. Buna hiç kimsenin itirazı olamaz.
Ancak burada asıl tartışılması gereken konu şu:
Okulları dedektörlerle donatmak, eğitim kurumlarını gerçekten güvenli hâle getirecek mi? Yoksa bu uygulama, yıllardır büyüyen sorunların yalnızca görünen kısmına yapılan bir müdahale mi?
Bugün okul kapılarına dedektör koyuyoruz. Peki, çocuklarımızın zihinlerine ve kalplerine yerleşen öfkeyi hangi dedektör tespit edecek?
Artan akran zorbalığını…
Sosyal medyanın normalleştirdiği şiddeti…
Parçalanan aile yapılarının çocuklar üzerindeki etkisini…
Ekonomik sıkıntılar nedeniyle umutsuzlaşan gençleri…
Psikolojik sorunları…
Bunların hangisini güvenlik görevlileri engelleyebilir?
Dedektörler, metal cisimleri tespit edebilir; ancak nefreti tespit edemez.
Güvenlik görevlileri okul kapısında bekleyebilir; ancak öğrencinin içine düştüğü yalnızlığı göremez.
Kameralar koridorları........
