Dünya’nın yeni petrolü elektrik
28 Nisan 2025 günü Avrupa’nın önemli bir bölümünde hayat birkaç saatliğine adeta durdu. İspanya ve Portekiz başta olmak üzere milyonlarca insan elektriksiz kaldı. Trenler rayların üzerinde durdu, trafik ışıkları söndü, havaalanlarında gecikmeler, internet altyapısında aksamalar meydana geldi. O gün televizyonlarda en çok konuşulan konu kesintinin nedeniydi.
Ancak benim aklıma gelen soru ise şuydu: Peki ya bu sadece birkaç saatlik bir kesinti olmasaydı? Bir gün değil de bir hafta sürseydi ne olurdu?
İnsanların ilk aklına gelen cevap genellikle karanlıkta kalmak oluyor. Oysa mesele bundan çok daha büyük. Çünkü bugün elektriğin olmadığı bir dünyada yalnızca lambalar sönmez. Bankalar çalışmaz. İnternet susar. Yapay zekâ sistemleri durur. Fabrikalar üretimi keser. Hastaneler yalnızca jeneratörlerinin izin verdiği kadar hizmet verebilir. Uydu haberleşmesinden su pompalarına kadar modern hayatı ayakta tutan görünmez omurga çöker.
İşte tam da bu nedenle önümüzdeki elli yılın en değerli stratejik kaynağının petrol değil, elektrik olacağını düşünüyorum. Mesela yarın sabah dünyanın bütün petrol kuyuları çalışmaya devam etsin. Doğal gaz boru hatları da yerinde dursun. Rafineriler zarar görmesin. Ama aynı anda bütün elektrik şebekeleri çöksün.
Petrol yerin altında durmaya devam edecektir. Fakat onu çıkaracak pompalar çalışmayacaktır. Rafineriler üretim yapamayacaktır. Yakıt istasyonları benzin satamayacaktır. Limanlardaki vinçler hareket edemeyecektir. Veri merkezleri susacaktır. Borsalar kapanacaktır. Yapay zekâ birkaç dakika içinde sessizliğe gömülecektir. Aslında o gün petrol değil, elektriğin gerçek güç olduğu anlaşılacaktır.
DİJİTAL SİSTEMLERİ DE BESLİYOR
Sanayi devrimi kömürle başladı. Yirminci yüzyıla petrol damgasını vurdu. Bana göre yirmi birinci yüzyılın ikinci yarısı ise elektriğin yüzyılı olacak. Çünkü artık enerji yalnızca otomobilleri hareket ettirmiyor; bilgiyi, ekonomiyi ve hatta insan zekâsını destekleyen dijital sistemleri de besliyor.
Bugün herkes yapay zekâyı konuşuyor. Yeni modeller tanıtılıyor, milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. Ancak çok az kişi bu sistemlerin arkasındaki görünmeyen gerçeği sorguluyor. Bir yapay zekâ modeli cevap üretirken yalnızca yazılım çalışmıyor. Aynı anda binlerce işlemci, devasa veri merkezleri ve kilometrelerce elektrik iletim hattı görev yapıyor. Dünyanın en gelişmiş yapay zekâ sistemi bile fişini çektiğiniz anda sıradan bir metal yığınına dönüşüyor.
Asıl rekabet belki de işlemci üretmekte değil, o işlemcileri sürekli çalıştırabilecek enerjiye sahip olmaktadır. İşte burada geleceğin jeopolitiği değişiyor. Geçmişte ülkeler petrol rezervlerini açıklardı. Yakın gelecekte belki de kullanılabilir elektrik kapasitesi en büyük devlet sırlarından biri hâline gelecek. Çünkü elektriği bol........
