menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fonlar battı bataklık duruyor

78 0
09.10.2026

Türkiye yaklaşık üç haftadır fon skandalıyla çalkalanıyor ve skandal her geçen gün biraz daha yayılıyor. İş insanları, politikacılar, bürokratlar, aracı kurum ve portföy yönetim şirketi sahipleri, fon yöneticileri… Liste uzadıkça uzuyor. Zararın büyüklüğüne dair rakamlar havada uçuşuyor; 20 milyardan söz eden de var, çok daha fazlasını iddia eden de. Bugün itibarıyla ‘at izi it izine karışmış’ durumda.

FİNANS TARİHİNİN ÜÇÜNCÜ BÜYÜK KIRILMASI

Türkiye benzerlerini daha önce de yaşadı.1980’lerin başındaki Bankerler Krizi, yüksek faiz vaadiyle küçük tasarruf sahiplerinin birikimlerini toplayan bankerlerin çöküşüyle on binlerce aileyi perişan etti. 1990’ların sonunda ise çok sayıda banka hortumlandı, yirmiyi aşkın banka TMSF’ye devredildi. Bankacılık krizi bankacılık sisteminin baştan aşağı yeniden düzenlenmesine yol açtı.

Bugün yaşadığımız fon skandalı bu zincirin üçüncü halkası. Üçünün ortak noktası dikkat çekici; hepsi finansal serbestleşmenin gerçekleştiği, denetimin geriden geldiği ve hızlı zenginleşmenin yüceltildiği dönemin ürünü.

KAPİTALİZMİN YARIŞ MANTIĞI VE BİTMEYEN TATMİNSİZLİK

Enflasyonun patladığı son beş yılda Türkiye’de belirli kesimler yoksullaştı; bu doğru. Ama aynı dönemde azımsanmayacak bir zenginleşme de yaşandı. Kapitalizmin özünde bir yarış mantığı vardır ve bu yarış, doğası gereği tatminsizlik üretir. Bir arabası olan ikincisini, bir evi olan üçüncüsünü ister. İnsan hep yukarıya, kendinden daha zengin olana bakar; aşağıdaki yoksul kesimlerle değil, en tepedekilerle kıyaslar kendini. Üstelik geçmişini de çabuk unutur.

Böylece kaliteli yaşamak yerine pahalı yaşamak üzerine kurulu bir zihniyet oluştu. Çocuğu en pahalı okulda okutmak, en pahalı otelde tatil yapmak, harcadığın parayla var olmak… Paranın kendisi değerin ölçüsü haline geldi. Böyle bir toplumsal iklimde bu tür skandalların yaşanması şaşırtıcı değil, neredeyse kaçınılmaz.

ENFLASYON BALONLARI YARIŞI ÇILGINLAŞTIRDI

Yüksek enflasyon ortamı bu yarışı daha da çılgın bir noktaya taşıdı. Arsada, faizde, hisse senedinde büyük balonlar şişti; kısa sürede büyük servetler yapıldı. Sohbetler “o arsadan şu kadar kazandı”, “bu hisseden şu kadar vurdu” üzerine kurulur oldu. Emekle, üretimle, alın teriyle değil; spekülasyonla, kısa yoldan köşeyi dönmek meşrulaştı.

Fon skandalı bu zihniyetin finans dünyasındaki yansımasıdır. Gerçekte birkaç milyon dolar etmesi gereken şirketler milyarlara şişirildi, bu kâğıtlar fonlara yerleştirildi ve “yüksek getiri” vaadiyle yüz binlerce insanın birikimi bu çarkın içine çekildi. Çark, gerçek alıcıların ortadan kalktığı anda durdu.

1980’LERİN MİRASI; ‘HER........

© Aydınlık