İran teslim olur mu?
Daha önceki yazılarımızda Farisilerin (Persler), İran’ın, Acem’in kim olduklarını izah etmiştik. Faris, Nuh oğlu Yafes’in (Japheth ve bazen Yafet yazılır) oğlu Kenan’ın (Kan’an) oğullarındandır. Faris’in kavmi güney Arabistan’dandır (Yemen coğrafyası). Basra Körfezi, Arap-Fars vadisi son buzul çağında henüz deniz suyuyla dolmamışken, Fırat ve Dicle nehirlerinin beslediği bereketli topraklar idi. Bugünkü Arabistan, İran, Pakistan, Hindistan coğrafyası ayrışmamıştı. Karasal güzergâhlar, Yemen ve Umman’dan bu coğrafyalara göçler ve yerleşmeler yoğundu. Her iki tarafta yaşayan kavimler aslında akraba topluluklardı. Arapça, Süryanice, Aramice, Finike’ce, Asurca, İbranice, Akad’ca, Babil’ce, Arapça, Farsça, Hintçe aynı dil bünyesinin dalları, lehçeleridir.
Pers-Fars ve İrani imparatorlukları ve sonrasında kurulan tüm hanedanlıklar önce Süryanice-Aramice ardından aynı kökten gelen Arapça alfabeyi kullanmışlardır. Zira ecdadının alfabesi ve lügatiydi. Fars ve Sasani Hanedan üyeleri ve aristokrasisi çocuklarının (özellikle de kız çocuklarının) özel eğitim ve terbiye almaları için Umman ve Yemen’e meşhur üstatların başında olduğu medreselere gönderildiklerini biliyoruz. Avrupa hanedanlıkları ve zengin ailelerin çocuklarını İspanya, Arap-Müslüman Endülüs okullarında Arapça, dinler tarihi, siyaset ilmi, devlet idaresi, matematik, kimya, fizik, tıp, mimarlık, mühendislik, ahlak, hukuk, ziraat, sınaat öğrensinler diye vasıta kullanırlardı.
Selçuklu ve Osmanlı da Arapça alfabeyi istihdam ediyordu. Bunun sebebi İslamiyet veya Arapçanın kutsallığı değildi. Kendi alfabeleri yoktu. Zira Alfabe tüm dünya dillerinde alfabedir. Alfabe diye yazılır alfabe diye telaffuz edilir. Bize anlatıldığı gibi Yunanca da değildi. 5 Haziran 2024’te yayımladığımız “Medeni İnsanın Büyüleyici Alfabesi” yazımızda detaylı anlattık. Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan misali alfabe olmadan medeniyet, medeniyet olmadan da alfabe........
