Gurbetin torunları
Bir süredir genç bir akademisyenin çalışmalarını takip ediyorum. Dikkatimi çekmesinin nedeni, araştırmalarını Avrupa’daki üçüncü ve dördüncü kuşak Türk gençleri üzerine yoğunlaştırmış olmasıdır. Henüz doktora öğrencisiyken üç akademik çalışması yayımlanmış, bir yenisi de yayımlanma aşamasına gelmiştir.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını sürdüren M. Mustafa İyi, aslında araştırdığı dünyanın içinden gelmektedir. Almanya’nın Münih kentinde doğup büyüyen İyi, ilk ve ortaöğrenimini burada tamamlamıştır. Ancak lise yıllarında ailesi önemli bir karar alır. Yıllar içinde Türkiye’ye dönen akrabalarının izinden giderek onlar da kesin dönüş yapar.
Anne, baba ve üç kardeş Türkiye’ye dönerek hayatlarını Anadolu’nun bir şehrinde sürdürmeye çalışırlar. Fakat evdeki hesap çarşıya uymaz ve aile bir süre sonra yeniden Almanya’ya döner. M. Mustafa İyi ise bu süreçte liseyi tamamlayarak Ortadoğu Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’ne girer. Bir süre iktisat eğitimi aldıktan sonra bölümden ayrılmak ister. Bu kararını şu sözlerle anlatır: “Burada bize kapitalizmi sorunlarından nasıl kurtaracağımız öğretiliyordu.”
M. Mustafa İyiDaha sonra sosyoloji bölümüne yatay geçiş yapar ve eğitimini burada sürdürür. Bir yıllık hazırlık eğitimiyle birlikte beş yıl içinde öğrenimini tamamlar.
Bugün, bir zamanlar göçün ve geri dönüşün etkilerini bizzat yaşamış bir genç olarak Avrupa’daki Türk gençlerini araştırıyor; onların aidiyetlerini, kimlik arayışlarını ve değişen dünyalarını anlamaya, anlamlandırmaya ve bizlere aktarmaya çalışıyor.
Onu bu konuya yönelten aslında kendi hikâyesidir. Almanya’da doğup büyümüş, ardından ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönmüş bir gurbetçi çocuğu olarak Avrupa’daki Türk gençlerini anlamaya koyulmuştur. Böylece bir zamanlar göçün ve geri dönüşün içinden geçmiş bir genç, yıllar sonra Avrupa’daki Türk gençlerinin hikâyesini araştıran bir akademisyene dönüşmüştür. Beni de bu yazıyı kaleme almaya sevk eden yönü budur.
ÜÇÜNCÜ KUŞAĞIN İZİNİ SÜRÜYOR
Mustafa İyi, dede ve ninesinin gurbet hikâyelerini büyük bir merakla dinlediğini anlatıyor. Almanya’ya ilk gittiklerinde neler hissettikleri, hangi sorunlarla karşılaştıkları ve bu sorunların üstesinden nasıl geldikleri onun ilgisini çekmiş. Bir yaz döneminde yaptığı saha çalışması ise onu üçüncü kuşak üzerine yoğunlaşmaya yöneltmiş.
Doktora çalışmasına başlamadan önce üçüncü kuşak Türk gençleri üzerine araştırmalar yapmaya koyulmuş. Bir meslektaşıyla birlikte Almanya’da üçüncü kuşaktan gençlerle görüşmeler gerçekleştirmişler. Görüşmelerde şu başlıklar üzerinde durmuşlar: yaşadıkları ülkede siyasal katılım, derneklerle ilişkiler, aidiyet duygusu, eğitim süreçleri, kazançların değerlendirilmesi ve vefat ettiklerinde hangi ülkede defnedilmek........
