Ahilikten günümüze
Çocukluk günleri.
Okuldan eve gelip de kimseyi bulamadıysak evde
hiç telaş etmezdik.
Çünkü kapısını çalabildiğimiz güvenilir komşularımız vardı ve biz bilirdik onları.
Hatta böylesi durumlar için tembihliydik.
Gülten teyzeni üzmeyesin,
ben gelene kadar da ödevlerini bitiresin diye.
Eminim çok tanıdık gelmiştir
bu cümle bir çok okuyucumuza.
Bazen bir an önce evimize gitmek isterdik ama çoğu kez de
bu komşu teyzeler cazip bile gelirdi bizlere.
Onların yaptığı bir börek kimi kez daha lezzetli olurdu mesela.
Sırf annemiz üzülmesin diye
belli etmezdik ama ne verilirse siler süpürür yerdik.
Hele de yaşıt çocuklar varsa o komşu evde
vaktin nasıl geçtiğini anlamazdık zaten.
Bu sadece yaşadığımız bina ile sınırlı olmaz
bulunduğumuz mahalle ya da mesela okulumuzun çevresinde
gidilecek esnafları da bilirdik.
Eczacı Nihal hanım, börekçi Nurettin amca.
Aileler onları, onlar aileleri tanırdı.
Çoğu dükkanda gazete bulunur,
gelen gidenlerle sohbetler olurdu.
Kırmızı beyaz damalı tabak
ve ince belli bardakta çay ise ille de ikram edilirdi.
Bayılırdım denk geldiğim sohbetlere.
Belki de o yıllardan kalmadır esnaf sevgim.
Çccuklara gazoz da ikram........
