menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Duygusal zekâ – 2 İyi yaşamın anahtarı

15 0
05.10.2025

İnsanoğlunun hayatı çiçek üzerindeki bir çiğ gibi yuvarlanıp kaybolur.
Gautama Buddha

Yirmi üç, yirmi dört yaşlarındaydım. Öğretmenliğimin ilk yıllarını yaşıyordum. İlk bebeğime hamileydim. Nisan ayının son günleriydi. Dışarıda güneşin pırıl pırıl parladığı, rengarenk çiçeklerin yemyeşil otlar arasından göz kırptığı bir gün doğum iznine ayrılmak için son defa öğrencilerimle dersteydim.
Derslerine girdiğim her sınıf, öğretmen masasının üzerine bir armağan bırakmıştı. Genelde taze çiçek, kart, saksıda çiçek gibi maddi anlamı büyük olmayan, anısı açısından anlamlı armağanlardı.Bir sınıfta ise beni farklı bir sürpriz bekliyordu. Yaşamım boyu unutamadığım hoş bir sürpriz ve gök kubbede hoş bir seda…

Öğrencilerim bebek için patchwork (yama) denen tarzda bir bebek örtüsü, bir bebek yastığı ve elleri ile özel bir kart hazırlamışlardı. Patchwork’un özelliği küçük kareler şeklinde kesilen renkli, çiçekli, pamuklu kumaşların tek tek birbirine dikilmesidir. Hem örtü hem yastık hem kart takım olarak, aynı tarzda hazırlanmıştı. Harika bir armağandı.
Çok özel, anlamlı bir armağandı. Bir süre sonra öğrencilerime bu işte liderlik edenin, bu çok incelikle düşünülmüş ve hazırlanmış duygulu armağanın arkasında kimin olduğunu fark ettim. Sınıfımda her zaman sıcacık bir gülümseme ile bakan, olumlu, duygulu bir öğrencimin annesine aitti bu çaba…
Yıllar geçti, çiçekler soldu, oğlum büyüdü, defalarca evden eve taşındık, ama o anlamlı örtü, yastık ve kartı hep sakladım. Hala da saklıyorum...Oğlum on sekiz yaşına geldiği yıl, bir sabah gazeteyi okurken acıyla sarsıldım...O ince, farklı, duygulu, yardımsever, kibar hanım, öğrencimin annesi, evinde yalnız olduğu bir anda birkaç kuruş para için öldürülmüştü…

Bu nasıl bir haksızlıktı?Toplumumuzun bir resmiydi adeta çizilen…Bir yanda duygulu, ince, kibar, yardımsever, bizlere kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan güzel insanlar, bir yanda cinnete yaklaşan, hoyrat, hırslı, acımasız, açgözlü bir toplum…

Son yıllarda yapılan araştırmalar hoyratlıkla incelik arasındaki çizginin duygularımızın eğitimi ile belirlendiğini gösteriyor. Yine son yıllarda çok ilerleyen beyin görüntüleme sistemleri ile beynin duygularla ilişkisi, uykuda beynin davranışı gibi durumlar incelenmiş, suç işlemeye kadar uzanan birçok davranışın duygular ile ilgili olduğu ispatlanmıştır.

Bu noktada, sağlıklı bir toplum için duyguların eğitiminin matematik ya da Türkçe eğitiminden ne kadar önemli olduğu ve sistematik olarak bu eğitimin yapılmasının gereği ortaya çıkmaktadır. Bu gereklilikten hareketle, bu yazı dizisi anne-babalara, eğitimcilere ve bu konuya ilgi duyan herkese yardımcı olacak bir rehber niteliğinde yazılmıştır.

Duygularımız; yaşamımızı yönlendiren, renk katan, en büyük sevinçlerimizin ve acılarımızın kaynağı olan ah şu duygular…
• Peki, yaşamımızda bu denli büyük yeri olan gerçek duygularımızı ne kadar fark edebiliyoruz, onları anlamaya, tanımaya ne kadar zamanımızı ayırıyoruz?
• Çevremizdeki kişilerin duygularını ne kadar anlıyoruz?
• Duygularımızı ne kadar iyi yönetebiliyoruz?
• Diğer kişilerin duygularını ne kadar iyi yönetebiliyoruz?
• Duygularımızı iyi........

© Aydınlık