Trump’ın petrol “aşkı”, ABD’nin İran savaşı!
208,6 milyar varil kanıtlanmış petrol rezerviyle Venezuela ve Suudi Arabistan’dan sonra dünya üçüncüsü; doğalgaz rezervleri bakımından ise 35 trilyon m³ ile dünya birincisi olan İran, lümpen tüccar Trump’ın iştahını kabartıyordu. Elbette ki İran’ın diğer önemli bir stratejik pozisyonu ise Çin-Rusya, Asya blokunun önemli bir dayanağı ve müttefiki olmasıdır.
Lümpen tüccar Trump ve ABD, başta petrol ve doğalgaz olmak üzere İran’ın doğal zenginliklerine çökmek için, 2026 Şubat’ından bu yana bir savaş yürütüyor. ABD, İsrail’le birlikte, İran’ın askeri ve siyasi liderlik kadrolarının önemli bir kısmını suikastlarla katlettiler. Bu yöntemle, Venezuela’da yaptıkları gibi İran’da da bir rejim değişikliği yapıp kendilerine biat edecek yeni bir yönetimi işbaşına getirmek istediler. Böylece, İran ve bölgeyi istedikleri gibi yöneteceklerini zannettiler. Ancak, kelimenin tam anlamıyla duvara tosladılar. Evdeki hesap çarşıya uymadı.
İran, beklemedikleri bir şekilde uzun menzilli füzelerle İsrail’in demir kubbesini işlevsiz hale getirdi. Körfez ülkelerinde bulunan ABD üslerine, ABD savaş gemilerine önemli saldırılar düzenleyip kolay lokma olmadığını dosta düşmana göstermiş oldu. ABD askeri üsleri ve savaş gemileri Körfez Ülkelerini koruyamayınca, doğrudan, İran ve İran’ın bölgedeki vekil güçlerinin açık hedefi haline geldiler. Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn vb. ülkelerin kurumsal bir siyasi ve askeri yapıları yok. Petrol ve doğal gazdan kazandıkları dolarlarla kurdukları Abu Dabi, Dubai gibi sanal turizm şehirleri, bir anda tekrar “çöle” döndü.
İran, ikinci bir hamle olarak, başta petrol ve doğalgaz olmak üzere dünya ticaretinin en önemli güzergahlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı deniz ticaretine kapattı. Küresel deniz yolu ile yapılan petrol ticaretinin %’i Hürmüz Boğazı’ndan yapılmaktaydı. Ayrıca petrol türevi onlarca ürün, ABD üsleri için üretilen jet yakıt, gübre, değerli madenler, vb. yüzlerce değerli ürün. Körfez ülkeleri, ihracatta olduğu gibi ithalatlarını da Hürmüz’den yapmaktaydılar. Hürmüz Boğazı’nın kapanması ile dünya önemli bir enerji ve ticaret krizi ile yüz yüze geldi. Ham petrol varil fiyatı 70 dolardan bir anda 120 dolara kadar yükseldi.
Lümpen tüccar Trump ve ekibi girdikleri bu çıkmazı, NATO ülkelerini savaşa dahil ederek çözmek istedi. Ancak, ABD ve İsrail’in askeri stratejilerden uzak tavrını ve İran’ın beklenmedik direngenliğini gören herkes bu savaşta doğrudan rol almak istemedi. Savaş uzadıkça körfez ülkelerindeki ekonomik yıkım giderek arttı. Körfez ülkeleri, ABD’nin kendilerini koruyamayacağını büyük bir hayal kırıklığı ile anlamış oldular. Kendilerince çözüm yolları aramaya başladılar. Bu arayışlar elbette henüz tümüyle ABD’den bağımsız değildir. Hürmüz Boğazı’nı by-pass etmek için; Kızıldeniz’den Yemen’deki Babülmendep Boğazı önemli bir güzergâh olarak gündeme geldi.
1,39 trilyon dolarlık GSYHİ ile Orta Doğu’nun en büyük ekonomisi olan Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’nın ticarete kapanması ile en büyük darbeyi alan ülke oldu. Savaş öncesinde günlük 9-10 milyon varil petrol üretiminin önemli bir kısmını ve petrol türevi ürünleri Hürmüz Boğazı’ndan dünyaya ihraç etmekteydi. Günlük petrol geliri yaklaşık 561 milyon dolar civarındaydı.........
