menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekke İttifakı şekilleniyor mu?

26 0
13.10.2026

ABD ve İsrail’in başlattığı İran savaşı sonrası Ortadoğu’da adeta taşlar yerinden oynuyor. Yeni gerilimler, yeni oluşumlar peş peşe gelmeye başladı. Öyle görünüyor ki bu altüst oluş devam edecek.

İran savaşı sonrası önemli gelişmelerden biri de Mekke İttifakı’nın ilanı oldu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke Ortak Savunma Antlaşması imzaladıklarını duyurdular. Yakın zamanda Mısır, Katar ve Suriye’nin de bu ittifaka katılacağı iddia edildi. Mısır, “Bakmamız gerekir”, Suriye ise “olabilir” yönlü açıklamalarda bulundular. İran, ittifakın niyetini açık etmek amaçlı “tereddütsüz yer alırız” dedi. Antlaşmanın metni kamuoyuyla paylaşılmadı. Ancak taraf ülkelerden birine yapılan saldırının, üye her bir ülkeye yapılmış kabul edileceği bilgisi basınla paylaşıldı. Bundan dolayı da NATO’nun 5. maddesi benzetmeleri yapıldı.

Bugüne kadar uluslararası platformlarda ve Türkiye’de Mekke İttifakı ile ilgili birçok tartışma yapıldı. Antlaşmanın metni ve kapsamı kamuoyuyla paylaşılmadığı ve henüz ortada kurumsal bir yapı da olmadığı için yapılan tartışmaların önemli bir kısmı yorum, spekülasyon ve manipülasyondan ibaretti.

Benzer savunma ittifaklarının motivasyon kaynağı ortak tehdit algısıdır. Örneğin, NATO oluşumu Komünist Rusya’ya (SSCB) karşı ortak tehdit algısıyla oluşturulmuştur. Mekke İttifakı’nda yer alan üç ülkenin de askeri tehdit algıları görünürde çok farklı. Bu ve benzeri nedenlerden dolayı Mekke İttifakı’nı anlamaya yönelik yapılan tartışmalar birbirinden çok farklılıklar göstermektedir.

Tartışmaları üç ana başlıkta toplayabiliriz.

Birincisi: İlk yorumlar bu ittifakın İran’a karşı oluşturulduğuna dairdir. ABD’nin Körfez’deki en sadık müttefiki olan Suudi Arabistan’ın İran Savaşı’ndan dolayı hedef hâline geldiği, korunması için bu ittifakın oluşturulduğu iddia edildi. Ancak Pakistan ve Türkiye’nin, Suudi Arabistan gibi, kendileri doğrudan ABD’nin yanında savaşın tarafı olmadıkça İran’ın hedefi olmaları söz konusu değildir.

İkincisi: Bu ittifakın İsrail’in saldırganlığına karşı kurulduğu iddiasıdır. Bu iddia daha çok Türkiye’de iktidar çevrelerince ve iktidar yanlısı medya tarafından köpürtülüyor. İktidar yanlısı medya daha da ileri giderek “Mekke ve Medine gibi kutsal mekânların Türk askerince korunacağını” yazıp çiziyorlar.

Üçüncüsü: Mekke İttifakı’nın ortak savunma gibi bir işlevinin olamayacağı, daha çok Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan’a askeri teçhizat satmak, savunma sanayii ürünlerini Körfez pazarına çıkarıp buradan pay almak olacağı yönündeydi. Bu tür antlaşmaların sık sık yapıldığı ancak hayata geçmediğini iddia edenler oldu. Ortadoğu’da zaman hızlı akıyor, her gün yeni bir olağanüstü durumla uyanılıyor.

Mekke İttifakı’nı test etmek için olaylar hızla gelişti. Suudi Arabistan’ın doğrudan taraf olduğu ve 11 yıldır süren Yemen iç savaşı yeniden alevlendi. Suudi Arabistan ile Yemen Sana Hükümet güçlerinin savaşı hâline geldi.

Yemen’de başkent Sana ve ülkenin kuzey kısmını kontrol eden İran’ın desteklediği Zeydi Husiler (Ensarullah Hareketi) ile ülkenin güneyini kontrol eden, ağırlıklı olarak Suudi Arabistan ve BAE’nin paralı askerlerinden oluşan güçler arasında bir savaş yaşanmaktadır.

Hürmüz Boğazı’nın kapanması ile petrol sevkiyatı büyük ölçüde sekteye uğrayan Suudi Arabistan, Yemen’i tamamen kontrol altına alıp Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’nı yeni, güvenli bir sevkiyat rotası hâline getirmek istedi. Bu amaçla Yemen’deki paralı askerleri aracılığıyla Ensarullah Hareketi’ne karşı yeni bir saldırı başlattı.

Ensarullah Hareketi, Babülmendep Boğazı’nı doğrudan kontrol etmese de uzun menzilli füzelerle zaman zaman boğazdan geçen Suudi Arabistan, İsrail ve ABD gemilerine saldırılar düzenleyip deniz ticaretinin aksamasına neden oluyordu. ABD, Mart 2025’te Husilere karşı büyük bir hava saldırısı başlattı, ancak başarılı olmayacağını anlayınca “ABD gemilerine saldırmama” sözü karşılığında Husilerle anlaşmak zorunda kaldı.

Ensarullah Hareketi, Suudi Arabistan’ın başlattığı saldırıları kısa sürede geri püskürtüp karşı bir saldırıya dönüştürdüler. “Ablukaya karşı abluka, saldırıya karşı saldırı” şiarıyla Suudi Arabistan’ın paralı askerlerinden oluşan güçleri adeta ezip geçtiler. Eş zamanlı olarak Suudi Arabistan’ın petrol tesislerini, havaalanlarını, petrol boru hatlarını uzun menzilli füze ve dron saldırılarıyla bombalayıp büyük tahribatlar yarattılar. 3-5 gün içinde hem Babülmendep Boğazı’nı hem de Kızıldeniz’de bulunan kritik adaları ele geçirdiler. Babülmendep Boğazı’nın, Suudi Arabistan ve İsrail gemileri hariç tüm ülkelerin gemilerine açık olacağını ilan ettiler. Suudi Arabistan ABD’den hava desteği istedi ama ABD bu desteği vermedi.

Bu andan itibaren Mekke İttifakı daha somut gelişmeler üzerinden tartışılmaya başlandı. Mekke İttifakı’nın kamuoyuna açıklanan en önemli ilkesi, “taraf........

© Artı Gerçek