TELEVİZYONUN KARAMSAR RENGİNDEN, HAYATIN EN GÜZEL PEMBESİNE...
Geride bıraktığımız o dört günlük bayramı düşünün... Televizyon ekranlarını her açtığımızda karşılaştığımız o ağır, karamsar ve insanı derinden yaralayan konuşmaları... Bayramın o kendine has neşesi yerine, yokluktan kurban kesemediğini boynu bükük anlatan babaları, evlatlarına bir lokma et yedirememenin mahcubiyetini yaşayan anneleri izledik. İçimiz burkuldu, bayramın tadı damağımızda, coşkusu yüreğimizde yarım kaldı. En çok da kendimize şu soruyu sorduk: Biz bu çaresizliği, bu gri bulutları her özel günde taşımak zorunda mıyız?
İşte tam da bu yüzden, gelin bugün zihnimizin üstündeki o ağır örtüyü biraz aralayalım. Yaşadığımız, bizi nefessiz bırakan bu karamsar gerçeklerin içinden bir anlığına çıkıp, aslında her birimizin en doğal hakkı olan o huzurlu resmi hayal edelim. Başımızı yastığa koyarken yarının getireceği yükleri düşünmediğimiz, sabaha kaygıyla değil, sadece yeni bir günü kucaklamanın verdiği o hafif tebessümle uyandığımız bir ülkeyi düşünelim…
Güneş her zamanki gibi doğudan doğuyor ve biz sadece onun gökyüzündeki........
