NEYZEN TEVFİK-2
Neyzen Tevfik ve Mehmet Akif ilişkisiNeyzen’in yaşam tarzını, hicivlerindeki söyleyiş sertliğini bilenler için Mehmet Akif ile bir araya geleceği, onunla özel bir hukukunun ve aralarında özel bir sevgi bağının olabileceği düşünülemez. Bu durum toplumsal ezberlerimizle ilgili bir konudur. Ancak alışılmış bir ifadeyle “hiçbir şey göründüğü gibi değildir”.İşte bu özel dostluk ve arkadaşlık için sözü Neyzen’e bırakalım. “Mehmet Akif, İstanbul’a ilk gelişimde kelimenin tam manasıyla rehberim olmuş, bana sarayların, vüzera konaklarının kapılarını –sihirli düdüğümün yardımı ile- o açtırmıştı. Bu meyanda devrin en mümtaz simalarını, değerli edip ve şairlerini tanıtan, Hersekli Arif Hikmet’lerin, İbnül Emin Mahmut Kemal’lerin, şair Halil Edip’lerin cidden emsalsiz kıymetteki meclislerinde yer almama hususi zevki edinmeme rehber olan yine o idi.Aramızda zaman zaman kara kediler geçmiş olmasına rağmen hâlâ onu anarken Hocam Mehmet Akif demekten büyük bir haz ve şeref duyarım.”Neyzen’in Mısır dönüşünde onu candan bir alakayla karşılayan da yine Mehmet Akif olmuştur. Evinde misafir olmak istemeyince Hacı’nın çayhanesinin üstünde kendi elleriyle bir oda hazırlamıştır. Şark Tiyatrosu’nun müştemilatı olan binada şerefine hazırlanan sofra Neyzen’i rüya âleminde hissettirecektir. Çünkü sofranın etrafında sevdiği, özlediği dostları toplanmış, gelişini duyan kardeşi Şefik de oradadır.Meyhaneye yeminMehmet Akif’in Neyzen’e meyhaneye ayak basmayacağı üzerine yemin ettirmesi Neyzen’in ifadesiyle onun “safiyetinin bir tezahürü”dür. Neyzen şu soruyu sorar, “Benim gibi iradesi zaman zaman tahteşşuurundaki gizli kuvvetin zebunu bütün hayat mahkûmu olan biçareye hiç böyle yemin ettirilir mi?” Gerçekten, daha 48 saat geçmeden, o yemin tehlikeye düşecek Neyzen’i “şeytani ve gülünç” bir harekete mecbur edecektir. Tam da Mehmet Akif ile buluşup Nurettin Paşa’nın konağına gidecekleri gün Neyzen’in çok sevdiği, hatırını asla kıramayacağı bir dostu, Mehmet Niyazi, İzmir’den çıkagelir. İşte bu geliş Neyzen’e yemininin de Mehmet Akif’e olan buluşma sözünü de unutturur. Misafirini kendi bekâr odasında ağırlayamayacağı için bir yere götürmesi ve orada ağırlaması, yedirip içirmesi gerekmektedir. Ancak misafirine dizginsiz yaşamak prensibine aykırı olarak Mehmet Akif bana yemin ettirdi demesi onu gülünç hâle düşürecektir. Sonunda kafasında bir şimşek çakar… Elini arkadaşının omuzuna koyarak “Sen doğru Kumkapı’da Bulgar’ın meyhanesine git, beş dakika sonra ben de oradayım” der ve soru sormasına fırsat bırakmadan Aksaray tarafına hızla ilerler. O dönem ha deyince motorlu araç bulmak zor, hatta imkânsız olduğundan İstanbul’un nakil vasıtalarından biri de şehrin muhtelif yerlerinde posta kuran, sürücü beygirleridir. Aksaray’da Horhor caddesinin başında günün her saatinde emre hazır bir küheylan istasyonu vardır. Bugünün deyişiyle araba kiralama dükkânı… Bu dükkânlarda her müşterinin hâl ve şanına uygun, beğenilen huyda atlar bulunurmuş. Her isteyen de bunlardan birine beşlik simit gibi kurulur ve sürücünün yedeğinde gideceği yere salimen ulaştırırmış. Neyzen de çoğunlukla gecenin geç saatlerinde yalpa vurarak yürümekten kurtulmak için Kürt Hüseyin adındaki sürücünün yerden bitme atına binerek istediği yer gidermiş. Neyzen atı şöyle tanımlamaktadır. “Attan ziyade balıketinde bir taya benzeyen bu hassas hayvan, isterse bir yarış favorisi gibi hızlı giden fakat süvarisini asla rahatsız etmeyen rahvan yürüyüşlü bir küheylandı! Benim pek fazla jokeyliğe kabiliyetim olmadığını, yanına sokulurken yalpaları zaviyesinden anlar ve o zaman karıncaya basmaktan korkar gibi gayet aheste bir yürüyüş tutturturdu.”İşte o gün de Neyzen at kiralama istasyonunun sokağına sapar sapmaz Kürt Hüseyin biraz sağa doğru çarpık boynunu biraz daha çarpıtarak “Hayrola beyim” der, “Kıratı getireyim mi yoksa?” Neyzen’in “Hem de çabuk…” demesiyle atın üzerine sıçraması bir olur. Bu arada sorar, “Sen rakı içer misin?” Kürt Hüseyin otuz iki dişiyle sırıtarak, geniş bir gülüşle “Tuh… tuh… Tövbe beyim… Biz kim, rakı içmek kim…” der.Neyzen, “Biz bununla Kumkapı’da Bulgar’ın meyhanesine gidiyoruz. Sen yatsıya doğru gel, bunu meyhaneden al…” demesi üzerine “Aman beyim” diye konuşur Kürt Hüseyin, “Bu meyhanede ne yapacak ki?”Neyzen atı hızla mahmuzlayarak Kumkapı’nın yolunu tutar. Misafiri meyhanede bir köşeye oturmuş Neyzen’in yolunu gözlemektedir. Neyzen’in atla geldiğini görünce yüzünde meraklı ifade belirir. Pencereye........
