MUHALEFETSİZ TÜRKİYE Mİ?
Neredeyse sekiz – on senedir, Türkiye’nin muhalefetsiz bir sandık demokrasisine doğru yol aldığını düşünüyorum ve bu hususta yazdığım yazılar da herhalde arşivde duruyordur. Ben bu tezimi her dile getirişimde, Faceboktan Erdal isimli bir arkadaşım, (kendisiyle hiç karşılaşmadım, ama Milli Görüş çizgisinden olduğunu tahmin ediyorum) bana şu şekilde itiraz ederdi; “üstad, Türkiye 2002 yılından beri muhalefetsiz, yeni değil bu durum!” Ne yalan söyleyeyim, içimden, “o kadar da değil” der, itiraz ederdim.
Dilerseniz hatırlama – hatırlatma babında kısa bir özet yapalım ve kim haklı çıkmış birlikte görelim.
2002 Kasım seçimlerinde Ak Parti tek başına iktidara geldi. Ancak lideri R. Tayyip Erdoğan siyasi yasaklıydı ve milletvekili, dolayısıyla başbakan, olamamıştı. Hükümet “şimdilik” Abdullah Gül tarafından kuruldu. Tam da bu günlerde ABD’nin Güneydoğuya asker konuşlandırması talebi gündeme geldi. Açıkçası ABD hükümeti de, yeni kurulan Ak Parti iktidarı da, bu talebin reddedileceğine hiç ihtimal vermiyorlardı. Ama bu tezkere 1 Mart 2003 günü TBMM Genel Kuruluna geldi ve reddedildi! Sonrasında ABD hükümeti bu karardan büyük ders çıkartacak ve Türkiyedeki parlamenter sistemin “riskli” olduğuna o günlerde kanaat getirecekti, ama 1 Mart tezkeresi siyasi muhalefetin başarısı olarak tarihe geçti. CHP’nin ilk ve son başarısı da bu olacaktı zaten.
2007 seçimlerinden Ak Parti çok güçlü çıktı. Ve milletten aldığı bu büyük desteğin de etkisiyle, Ergenekon-Balyoz operasyonları başlatıldı. Bu süreçte Gülen Cemaatine bağlı devlet kadroları da, bilhassa yargı ve güvenlik bürokrasisinde etkin hale getirildiler. Süreç o denli baş döndürücü bir şekilde ilerliyordu ki, muhalefet partisi olarak CHP bu gelişmeler karşısında hiçbir varlık gösteremiyor, sadece seyrediyordu. İş o noktaya vardı ki, Genelkurmay Başkanı bile cezaevine gönderildi. Gerçekten akıl........
