menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kahvaltı değil, mutluluk satılıyor

1 0
latest

Üstelik kişi başı 1500–1800 TL’lik kahvaltılarla.

Ve aynı şehirde, aynı gün…

250 TL’lik kahveyi pahalı bulan insanlar var.

Gerçekten paramız mı yok, yoksa artık paranın değeri mi yok?

Bu bir kahvaltı değil, bir psikolojik ihtiyaç

Bu manzara bize şunu söylüyor:

İnsanlar oraya doymaya gitmiyor.

Çünkü açlık evde de giderilir.

Ama insanın derdi artık mide değil.

Ve tam bu noktada Cemal Süreya’nın o cümlesi çarpıyor yüzümüze:

“Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı.”

Mutluluğun fiyatı kaç TL?

Psikoloji bize net söylüyor:

Yemek bir ihtiyaçtan fazlasıdır.

Yemek, özellikle de “özel” hale getirilmiş sofralar,

beyinde ödül sistemini çalıştırır.

Yani kişi o masaya oturduğunda şunu satın alır:

Bu, bir hedonik mutluluktur.

Yani hızlı gelen, hızlı biten bir haz.

Ve tehlikeli olan şu:

İnsan bu hissi tekrar tekrar satın almak ister.

Burada asıl mesele ekonomi değil.

Çünkü insanlar artık şunu sormuyor:

“Bu kahvaltı bu parayı eder mi?”

Onun yerine şunu kabul ediyor:

“Her şey zaten pahalı.”

İşte tam bu noktada tehlike başlar.

Çünkü sorgulama bittiğinde,

En çarpıcı olan ne biliyor musunuz?

* deniz kenarında değil

* özel bir deneyimde değil

egzoz havası eşliğinde ödeniyor.

Ve buna rağmen insanlar oradaysa…

Bu, psikolojik bir ihtiyaç.

Bugün insanlar şunu satın alıyor:

“Ben de hayatın içindeyim.”

“Ben de geri kalmadım.”

“Ben de iyi hissedebilirim.”

Sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor.

İstanbul’daki o dolu kahvaltı masaları bize şunu anlatıyor:

Sorun sadece pahalılık değil.

İnsan artık mutluluğu üretmek yerine,

satın almaya çalışıyor.

Ama unutulan bir şey var:

Mutluluk sipariş verilebilen bir şey değil.


© Analiz