Demokrasi-kalkınma ilişkisi
Acemoğlu’nun çalışması akademik çevrelerde hemen benimsenmiş ve hüsnü kabul görmüştü. Bu yaklaşım normaldi zira Batılılar rejimlerinin üstün ve emsalsiz olduğunu ve dünyanın geri kalanının da demokrasiyi benimsemesi gerektiğini duymaktan memnun olurlar. Kitap Çin, Japonya, Kore ve diğer Uzakdoğu ülkelerinde ilgi uyandırmadı.
Son aylarda dünyanın en itibarlı gazete ve dergilerinde arka arkaya Acemoğlu’nun teorisini çürüten, ileriye sürdüğü teze ağır eleştirilen getiren hatta bilimselliğini tiye alan makaleler yayınlanıyor. Televizyon programları yapılıyor. ABD pratikte diğer devletlere demokrasi ve liberal ekonomi dayatmaktan vazgeçmişti. Bu yaklaşımıyla teorik olarak ta demokrasi ve serbest piyasa savunuculuğu yapmayacağını ilan etti. Demokrasi ve kapitalizmin simge ismi haline gelen Acemoğlu’nu harcadı.
Kaleme aldığım kitap ve makalelerde bu görüşün saçma ve dayanaksız olduğunu defalarca ifade etmiştim. Acemoğlu’nun tezini çürüten örnekler vermiştim. Mesela 1990 senesinde AB’nin milli geliri 6,51 trilyon dolar, ABD’nin milli geliri 5,96 trilyon dolar ve Çin’in milli geliri 397,3 milyar dolarmış. Aynı ülkelerin 2025 senesindeki milli gelirleri sırasıyla 21,24 trilyon dolar, 30,76 trilyon dolar ve 19,6 trilyon dolar olmuş.
35 yılda AB ekonomisi 3,26 kat, ABD ekonomisi 5,16 kat ve Çin ekonomisi 50 kat büyümüş. Diktatörlükle yönetilen ve adaletin A’sının uğramadığı Çin, demokrasiyle yönetilen ve adil hukuk sistemine sahip olan AB’den 15, ABD’den 10 kat hızlı büyümüş. Eğer satın alma paritesini dikkate alsaydık Çin daha fazla fark atardı. Kaldı ki AB’nin 1990’da 12 üyesi varken 2025’te 27 üyesi var. Eğer sadece 12 devleti baz alsaydık Çin’in 15 değil en az 20 kat daha hızlı büyüdüğü ortaya........
