Avrupa'nın yeni jeopolitik ekseni: Üç Deniz Girişimi ve kuzey-güney stratejisinin yükselişi
Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM) Başkanı Dr. Tolga Sakman, 28-29 Nisan'da Hırvatistan ev sahipliğinde gerçekleştirilen 11. Üç Deniz Girişimi Zirvesi’nin sonuçlarını AA Analiz için kaleme aldı.
Avrupa kıtası, tarihin en keskin jeopolitik ve ekonomik dönüşümlerinden birinden geçiyor. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısı yalnızca sınırları değil, Avrupa’nın onlarca yıllık güvenlik mimarisini ve enerji stratejilerini de temelinden sarstı. Küresel enerji tedariğinde yaşanan sıkıntılar ve ticaret yollarının güvenliği konularının da kritik bir hal almasıyla bölgesel işbirlikleri yeniden değer kazandı. Bu karmaşık dönemde Adriyatik, Baltık ve Karadeniz’i birbirine bağlayan Üç Deniz Girişimi (ÜDG), sadece bölgesel bir kalkınma projesi değil, Avrupa’nın güvenliği, dayanıklılığı ve rekabet gücü için stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.
ÜDG, 13 üyesiyle şu anda 120 milyon Avrupalıyı ve 3 trilyon dolardan fazla ekonomik gücü kapsayan önemli bir ekonomik potansiyel üzerine kuruludur. Girişimin üye ülkeleri, Avrupa'nın geri kalanının yaklaşık iki katı bir ekonomik büyüme oranına sahiptir. ÜDG üyeleri, Batı Avrupa'ya kıyasla yaklaşık 600 milyar ila 1 trilyon avro arasında olduğu tahmin edilen bir altyapı açığını gidermeye çalışıyor.
Girişim, enerji de dahil olmak üzere çeşitli stratejik alanlara odaklanıyor. Bölgesel enerji bağımsızlığını artırmayı ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi desteklemeyi amaçlıyor. Avrupa ve Asya bağlantı yollarının kesişiminde yer alan bu bölge, küresel öneme sahip stratejik bir "Kuzey-Güney" ekseni oluşturur. Bu aksın enerji ve ürün taşımacılığı için kuvvetlendirilmesi, burasının sağladığı bağlantısallığın da diğer bölgesel hamleleri desteklemesi öngörülüyor.
Dijital altyapının ve siber güvenliğin güçlendirilmesi de bir diğer önemli hedef. Özellikle Ukrayna'daki savaşın arka planında, bölgesel güvenlik ve NATO'nun doğu kanadının güçlendirilmesi de ele alınan konular arasında yer alıyor. Kısacası, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası altyapı projeleri yalnızca ekonomik araçlar olmaktan çıktı, aynı zamanda güvenlik unsurları haline geldi.
Yükselen bölgeselleşme
Süreç, özellikle sekreterya ve kurumsal yapı öngörülmeyen bir platformun Avrupa Birliği (AB) çatısı altında kurumsallaştırılması fikriyle başladı. Ancak bugün hem platformun kapasitesi hem de bölgeye olan teveccüh bu yapıyı zorluyor. Zira jeopolitik durum, ekonomik belirsizlik, enerji ve teknolojideki dönüşümler........
