menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir veriye kırk yıl köle olmak: Yapay zeka ve öğrenmenin geleceği

10 0
14.09.2026

Cambridge Üniversitesinde büyük veri ve yapay zekada etik üzerine araştırmalar yapan Melike Tanberk, yapay zekanın çocukların öğrenme biçimini dönüştürme potansiyelini ve bu dönüşümün eğitim açısından doğurduğu riskleri AA Analiz için kaleme aldı.

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, 2 Eylül Çarşamba günü yaptığı açıklamada, devlet okullarındaki ilk ve ortaokul öğrencilerinin önümüzdeki eğitim yılında yapay zeka araçlarını kullanmasının geçici olarak yasaklandığını duyurdu.

Benzer yasaklar Norveç ve Çin'de de uygulamaya konuldu. Ülkelerin farklı yaklaşımları ama benzer endişeleri var. Norveç, akıllı telefonları yasaklayan ilk ülkelerden biri olarak, şimdi de ilkokullarda yapay zeka kullanımına yönelik bir yasak getiriyor. Bu uygulamayla beraber, Ağustos sonundan itibaren Norveç'te 6-13 yaş arasındaki çocukların okullarda yapay zeka kullanması yasaklanacak. 14-16 yaş arasındaki gençler ise yapay zekayı yalnızca öğretmen denetimi altında kullanabilecekler.

Çin, üretken yapay zeka sistemlerinin ilkokul öğrencileri tarafından bağımsız olarak kullanılmasını yasaklarken, daha büyük öğrenciler için ayrı bir müfredat kapsamında yapay zeka kullanımı eğitimi veriyor. Bu yıl içerisinde Çin'de 25 binden fazla 7-12. sınıf öğrencisi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, üretken yapay zekanın ödev performansını artırdığı ancak uzun vadede öğrenmeyi zayıflattığı tespit edildi.

Yapay zeka ve öğrenme

Öğrenmenin en temel kaynaklarından biri meraktır. Muhakkak her öğrenme merakla başlamaz; zorunluluk ya da ihtiyaç gibi nedenlerden dolayı da öğrenme olabilir. Ancak merak, kişinin yeni bilgiye yönelmesini sağlar, nispeten zihnin belli bir bilgiye açlığı gibi de düşünülebilir. Ancak bilginin gerçek anlamda öğrenilmesi zaman ister; yeni bilgi, yavaş işlenir, önceki deneyimlerle ilişki kurar, uygulama yoluyla sınanır ve sonunda davranışlarda veya düşünme biçiminde bir değişiklik meydana gelir. Bu süreç bir bakıma sindirime benzer. Nasıl ki beden, aldığı besini bir anda değil, belli bir hızda sindirirse, zihin de bilgiyi hemen öğrenilmiş hale getiremez. Bu nedenle öğrenme, sadece bilgiye ulaşmak değil; o bilgiyi anlamlandırmak, içselleştirmek ve kullanılabilir hale getirmektir.

Üretken yapay zekalar şüphesiz bilgiye hızlı erişim sağlıyor, ancak bu avantaj, bilginin gerçekten öğrenilmesinden ziyade merakın anlık olarak doyurulmasından öteye geçemiyor. Çocuğun öğrenme sürecinin bileşenlerinden biri olan merakla başlayan yolculuğu, ChatGPT'den dönen tokenlerin algılanması ve veri/bilgi edinimiyle son bulmaktadır. Tekrar sindirimle alakalı analojiye dönersek, tıpkı fast food kültürünün yemeği yalnızca bir besin olmaktan çıkarıp hız, kolaylık ve haz üzerine tasarlanmış bir tüketim deneyimine dönüştürmesi gibi yapay zeka da eğitimde benzer bir dönüşüme sebep olur. Kasadan ya da uygulamadan anında yemek sipariş edebilmek yerine, doğrama, pişirme, sofra kurma-toplama gibi zahmet ve zaman isteyen işleri fast food sektörü ortadan kaldırır.........

© Anadolu Ajansı Analiz