İsrail'in Truva atı: "Aşil Kalkanı"nın arkasındaki istikrarsızlık
Economyfirst Londra Direktörü Klaus Jürgens, İsrail'in Yunanistan'a hava savunma sistemi satışının bölgesel istikrar ve NATO'ya olası etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, ülkesinin bu hafta başında İsrail ile imzaladığı dev savunma anlaşmasını "Yunanistan'ı yeni bir gerçekliğe taşıyan bir adım" olarak nitelendirdi. Anlaşma, orta ve uzun menzilli "Davut Sapanı" (David's Sling) başta olmak üzere, İsrail menşeli hava savunma teknolojilerinin tedariki için 3,1 milyar avroluk yatırımı öngörüyor. Elbette her devletin olası tehditlere karşı meşru müdafaa hakkı saklıdır, füze saldırıları, savaş uçakları ya da giderek artan dron tehditleri göz önüne alındığında önleyici stratejiler hayati bir rol oynuyor ancak bu tablo, gözlemcilerin aklına ister istemez şu soruyu getiriyor: Yunanistan, ne oldu da bir anda kendini sıcak çatışma hattındaki cephe ülkelerinden biri olarak konumlandırmaya başladı?
Kısaca hatırlatmak gerekirse "Aşil Kalkanı" Projesi, 31 Ağustos'ta imzalanan bu anlaşmadan önce de masadaydı. Programın bütünü için 4,2 milyar avroluk kaynak ayrılmıştı ancak gelinen noktada bu bütçenin aslan payı İsrail'e aktarılıyor. Bu da bizi can alıcı o soruya götürüyor: Neden şimdi ve neden İsrail'den?
İsrail cephesinden bakıldığında Yunanistan'ı kendi yörüngesine çekmek, son derece fırsatçı bir stratejik manevra. Avrupalı olan ve olmayan pek çok aktörün nihayet gerçeği dile getirerek Filistin'deki eylemleri "soykırım" olarak nitelendirdiği bir dönemde bölgedeki bir NATO üyesine hava savunma sistemleri tedarik etmek, şüphesiz dikkatleri on binlerce masum sivili hedef alan katliamlardan uzaklaştırmayı amaçlıyor.
Anlaşma, İsrail'in küresel kamuoyunu sahte ahlaki üstünlük illüzyonuyla kutuplaştırmayı ve "iyi taraf" rolünü oynamayı hedefleyen "böl ve yönet" stratejisine hizmet ediyor ancak 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in "var olma hakkının",........
