NATO 3.0'a giderken: İttifakın yolu ve geleceği
Eski NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, Ankara Zirvesi yaklaşırken ittifakın NATO 3.0'a giden yolunu AA Analiz için kaleme aldı.
Küresel güvenlik mimarisinin son yılların en zorlu sınavından geçtiği bu dönemde, Ankara NATO Zirvesi de son derece kritik bir dönüm noktası olarak karşımıza çıkıyor. Geçmişe dönüp baktığımızda, NATO'nun tarih boyunca pek çok köklü dönüşüm yaşadığını görüyoruz. Soğuk Savaş yıllarında Amerikan şemsiyesinin sağladığı güvenle hareket eden NATO, on yıllar boyunca Avrupa'yı başarıyla savundu. Ardından Berlin Duvarı'nın yıkılışı ve hemen peşinden Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte İttifak, yepyeni bir dünya düzenine ayak uydurmak zorunda kaldı.
Bu tarihi kırılmanın ardından NATO, “seferi” (sınır ötesi operasyon kabiliyetine sahip) bir güce evrildi. Afganistan, bu dönüşümün en somut örneklerinden biridir. ABD öncülüğünde “Sürekli Özgürlük Operasyonu” (Operation Enduring Freedom) adıyla başlayan müdahale, kısa süre içinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararına dayanan ve “Uluslararası Güvenlik Destek Gücü” (ISAF) adıyla komutası NATO'da olan bir misyon halini aldı.
NATO 3.0’a doğru tam gaz
Günümüzde ise çok daha köklü yeni bir dönüşüme tanıklık ediyoruz. Yapay zekanın şekillendirdiği, giderek karmaşıklaşan bir güvenlik ortamında faaliyet gösteren ve hibrit savaş gerçekliğiyle yüzleşen NATO'nun, yeni tehditlere karşı proaktif bir hazırlık içinde olması şart. Özünde İttifak, “NATO 3.0” olarak adlandırabileceğimiz yepyeni bir döneme doğru tam gaz ilerliyor.
İttifak 3.0 evresine adım atarken, Ankara Zirvesi'nin bir dizi hayati meselede mutabakat sağlaması şart. Kaldı ki beklentiler de bu mutabakatın sağlanacağı yönünde. En temel önceliklerden biri, müttefiklerin mali yükümlülüklerini eksiksiz bir biçimde yerine getirmesini sağlamak. Bilindiği üzere müttefik ülkeler, geçtiğimiz yıl Lahey'de savunma harcamalarını yüzde 3,5 artı yüzde 1,5 artışla toplamda yüzde 5 seviyesine........
