menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran'ın son kartı: Husiler ve Babülmendep

21 0
14.09.2026

Katar Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Güvenlik ve Savunma alanında Öğretim Üyesi Dr. Ali Bakır, Husilerin Yemen’de ele geçirdiği toprakların jeopolitik önemi ve Babülmendep Boğazı üzerindeki çekişme AA Analiz için kaleme aldı.

28 Şubat 2026'da İsrail/ABD ile İran arasındaki savaş başladığında, Husiler büyük ölçüde sözlü destek mesajları vermekle yetindi. Sergiledikleri bu itidalin füze ya da irade eksikliğiyle bir ilgisi yoktu. Aslında Tahran'ın, bölgesel milis güçlerini ne zaman ve en etkili şekilde nasıl sahaya süreceğine karar vermesini bekliyorlardı. Beklenen o karar nihayet verildi. Son birkaç gün içinde Moha ve Dhubab'ı hızla ele geçiren Husi güçleri, Babülmendep Boğazı'nı ikiye bölen Perim (Meyyun) Adası'nı da zapt etti. Artık hem Yemen'in Kızıldeniz kıyı şeridini hem de bu sulara açılan giriş kapısını kontrol altında tutuyorlar.

Boğaz, küresel ticaretin yaklaşık yüzde on ikisinin, deniz yoluyla taşınan petrolün yüzde on birinin ve LNG'nin ise yüzde sekizinin geçiş güzergahını oluşturuyor. Tek başlarına değerlendirildiğinde bu oranlar tolere edilebilir seviyeler. Gemiler Ümit Burnu'ndan dolaşır, navlun maliyetleri artar ve küresel piyasalar bu şoku sönümleyebilir. Ancak mevcut durumu farklı kılan şey, savaş nedeniyle dünyadaki diğer büyük petrol darboğazının fiilen kapanmış olması. Hürmüz'ün kapalı olması ve Babülmendep'in de tehdit altına girmesiyle birlikte Suudi Arabistan, elindeki alternatif çıkış rotasını kaybetti.

Stratejik yön değişimi

Husiler, bölge geneline yayılan Suudi Arabistan-İran rekabetinin bir parçası olarak yıllarca Riyad'ı hedef aldı. İki ülkenin ilişkilerini normalleştirmesinin ardından ise operasyonlarının çapını daraltarak rotayı tamamen farklı bir cepheye çevirdiler. Suudi Arabistan'ı, ülkenin altyapısını, enerji tesislerini ve ihracat rotalarını vurmaya yönelik yeni bir stratejiye geçmeden önce tüm saldırılarını İsrail üzerinde yoğunlaştırmışlardı. Yemen'in iç dinamiklerinden bakıldığında, tırmandırma, geri çekilme, sessizliğe bürünme ve aniden yeniden mevzilenme şeklinde ilerleyen bu askeri döngü pek bir anlam ifade etmiyor. Ancak meseleye İran'ın bölgesel vekalet ağının bir uzantısı olarak yaklaşıldığında, taşlar tam olarak yerine oturuyor.

Füzeler, insansız hava araçları ve güdümlü mühimmatlar, Husilere kendi ölçeklerindeki........

© Anadolu Ajansı Analiz