menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üretimde Yerli Girdi Kullanımının Artırılması

4 0
29.10.2026

Türkiye’nin ekonomik tartışmalarında yıllardır değişmeyen başlıklardan biri şudur: “Neyi ne kadar kendi içimizde üretebiliyoruz?” Çünkü bir ülkenin üretim gücü sadece fabrikaların sayısıyla değil, o fabrikaların ne kadar “yerli” çalıştığıyla da yakından ilgilidir. Yani kullanılan ham madde, ara malı, makine ve teknoloji ne kadar dışa bağımlıysa, ekonomi de o kadar kırılgan hale gelir.

Bugün geldiğimiz noktada, üretimde yerli girdi kullanımının artırılması artık sadece ekonomik bir tercih değil, adeta bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Çünkü küresel krizler, tedarik zincirindeki kırılmalar, döviz dalgalanmaları ve jeopolitik riskler bize şunu açıkça gösterdi: Dışarıya ne kadar bağımlıysan, o kadar savunmasızsın.

DIŞA BAĞIMLILIK NE ANLAMA GELİYOR?

Birçok kişi “ithalat” kelimesini sadece dışarıdan ürün almak olarak düşünür. Oysa işin gerçeği çok daha derindir. Bugün Türkiye’de üretilen bir otomobilin, bir tekstil ürününün ya da bir beyaz eşyanın içinde yüzlerce farklı parça vardır. Eğer bu parçaların büyük kısmı dışarıdan geliyorsa, o ürün “yerli üretim” olsa bile aslında tam anlamıyla yerli değildir.

Bu durum özellikle ara mallarda kendini gösterir. Yani üretimin içinde kullanılan ama nihai ürün olmayan parçalar… Çelikten plastiğe, elektronik devrelerden kimyasal girdilere kadar pek çok kalem, dışarıya bağımlı olduğunda üretim maliyetleri de kontrol dışına çıkabilir.

Döviz yükseldiğinde sadece ithal edilen telefon ya da bilgisayar pahalanmaz. Aynı zamanda içeride üretilen ekmekten ayakkabıya kadar birçok ürünün maliyeti de artar. Çünkü o ürünlerin içinde dışarıdan gelen bir parça mutlaka vardır.

NEDEN YERLİ GİRDİ BU KADAR ÖNEMLİ?

Yerli girdi kullanımı aslında bir zincir meselesidir. Zincirin bir halkası zayıfsa, tüm sistem etkilenir. Eğer bir........

© Akdeniz Gerçek