“Sifiri kimse saymaz”
Bazen neyin iyi geleceğini bilemezsin.Hatta daha kötüsü: neyin kötü geldiğini bile göremezsin.
Çünkü insan dediğin şey, acıyı bile “alışkanlık” diye paketleyip cebine koyabiliyor.Bazı şeyler canını acıtır ama sen buna bir süre sonra “hayat” dersin.Bazı insanlar seni eksiltir ama sen bunu “sevgi” zannedersin.Bazı yollar seni yorar ama sen bunu “mücadele” diye kutsarsın.
Sonra bir gün… İçinde bir şey durur.
Dışarıdan bakınca hayat akıyor gibidir.Sen gülümsersin, işe gidersin, mesajlara cevap verirsin, bir iki kahkaha atarsın.Ama içeride başka bir film oynuyordur:Bittiğini hissettiğin şey aslında başlamamış bile olabilir.
Çünkü bazen iyi gelmek için…Evet, yanlış duymadın.Kötü gitmek gerek.
Bir şeylerin bozulması, çökmesi, dağılması gerek.Çünkü o “iyi” dediğin şey her zaman iyi değildir zaten.Bazen iyi sandığın şey, sadece alıştığın kötülüğün konforudur.
Ve kötü gidiş… İçindeki aptal iyimserliği değil, sahte düzeni yıkar.
Tam da........
