menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ömer Naci Yılmaz Kalbin Secde Hali

19 0
16.09.2026

“Hayatın en anlamlı duruşu, secde hâlinin kıymetini bilerek, her secde ile Allah’a kulluğu yenileyerek ve kalbi secde hâlinde Rahman’a ulaşmak duasıyla yaşamaktır.” (Üstad Mustafa Kolcu)

Bugün bu cümleyi okuduktan sonra öğle namazına durdum. Namazın ardından ellerimi Rabb’ime açıp dua ederken zihnimde yalnızca bu cümle vardı: Kalbi secde hâlinde olmak… İnsan bazen bir cümlenin üzerinde uzun uzun düşünür. Bazı cümleler okunur ve geçilir, bazıları ise insanın içine dokunur, orada kalır. “Kalbi secde hâlinde olmak” da benim için böyle bir cümle oldu. Secdeyi yalnızca alnın yere değmesi olarak değil, kalbin Rabb’ine teslim olması olarak düşündüm. Çünkü insanın bedeni secde ederken kalbi başka yerlerde dolaşıyorsa, asıl mesele henüz tamamlanmış sayılmaz. Secde, insanın bütün varlığıyla “Ben Senin kulunum.” diyebilmesidir. Belki de hayatın en büyük huzuru, bedenin secdede olduğu kadar kalbin de Rabb’ine yönelmiş olmasıdır.

Tekkeköy’de “Sahabe annelerimizden bir anneydi.” diye tanımladığım Hacı Ayşe Bülbül yengemizin (1932-2011) ömrünün sonuna kadar kullandığı seccadesi.

Kalbi secde hâlinde olan insan, Rabb’ini seven ve Rabb’inin de kendisini sevdiğini ümit eden insandır. İnsan, sevdiğiyle arasındaki bağı koparmak istemez. Hele bu bağ, kendisini yaratan, yaşatan, koruyan ve her an kendisine şah damarından daha yakın olan Rabb’iyle arasındaki bağ ise… Hangi insan Rabb’iyle arasında kurduğu sevgi bağının kopmasını ister? Hiç kimse istemez. Fakat insan bazen farkında olmadan bu bağı zayıflatır. Dünyanın telaşı, nefsin arzuları, öfke, kibir, hırs, kırgınlık, bencillik ve gaflet kalbin üzerine perde çekebilir. İşte tam burada secde imdada yetişir. Çünkü secde, insanın kendisini yeniden hatırladığı yerdir. Nereden geldiğini, kimin kulu olduğunu ve sonunda kimin huzuruna varacağını yeniden düşünür. Kalbi secde hâlinde olan insan, Rabb’iyle arasındaki bağı her gün yeniden kurar ve sağlamlaştırır.

Peki, kalbi secde hâlinde olmak ne demektir? Bana göre bu, namaz dışında da Allah’ın huzurunda olduğunu unutmamaktır. Bir insan camide, evde veya herhangi bir yerde namaz kılarken secdeye kapanabilir. Fakat asıl mesele, secdeden kalktıktan sonra da kalbin o teslimiyet hâlini koruyabilmesidir. Kalbi secde hâlinde olan insan, yalnızken başka, insanların arasında başka biri olmaz. Kimsenin görmediği yerde de Allah’ın gördüğünü bilir. Hakkı yenildiğinde haksızlıkla karşılık vermez. Gücü yettiğinde güçsüzü ezmez. Kendisine emanet edilen mala, makama, söze ve insana ihanet etmez. Çünkü bilir ki kalbi secde hâlinde olan insanın hayatında “Allah görmüyor.” diye bir düşünceye yer yoktur. O, her an Rabb’inin huzurunda olduğunun farkındadır.

Böyle bir insan, Rabb’iyle olan hukukunun sınırlarını bildiği gibi insanlarla olan hukukunun sınırlarını da bilir. Çünkü kulluk yalnızca Allah ile insan arasındaki ilişkiden ibaret değildir. Kalbi secde hâlinde olan insan, kul hakkının ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu bilir. Bir insanın gönlünü incitmenin, bir yetimin hakkına el uzatmanın, bir çalışanın emeğini görmezden gelmenin, bir dostun güvenini boşa çıkarmanın, bir canlıya........

© Akasyam