Nihat Güç Zuhruf Suresi 38. Ayeti Bağlamında Edinmemiz Gereken Arkadaşlarımız
“Sonunda Bize geldiğinde (arkadaşına); “Keşke benim ile senin aranızda doğular ile batılar kadar mesafe olsaydı. Ne kötü bir arkadaşmışsınız!” der.” (Zuhruf/38)
Ölüm vaki olduğunda her insan yaptıklarıyla yüzleşecektir. Kişi yaptığı hayır hasenat ile karşılaşacağı gibi işlediği haramlar ile de karşı karşıya kalacaktır. İnsanoğlu ahiret yurdunda; beraber hayır ve hasenat işlediği insanlar ile arkadaşlığı devam edecek ve bundan da mutluluk duyacaktır. Ancak birbirlerine Yüce Allah’a isyanı ve haramları beraber işledikleri arkadaşlardan da köşe bucak kaçacak, karşı karşıya geldiklerinde de sitem dolu yakarışlara sahip olacaklardır.
Ahirette insanoğlu yaptıkları ile karşı karşı kalacağı gibi yapması gerekirken yapmadıklarından da hesaba çekilecektir. Gerçekleşecek olan bu hesap kitap işi Kur’an’da yer alan bilgiler ile doğru orantılıdır. Dünya hayatını Kur’an ile şekillendiren, Sünnet ile süsleyen insanlar kurtuluşa erecekleri gibi hayatlarına arzu ve istekleri doğrultusunda şekil verenler de kahr-u perişan olacaklardır.
Doğru ve olması gereken vasıflara sahip insanları arkadaş edinenler kurtuldular, gerisi de arkadaş kurbanı oldular. Arkadaş edinme konusunda titiz davranmak zorundadır insan. Bu dünyada beraber yürüyen her insanın arkadaşlığı ahirette ya cennet nimetlerine ya da cehennem azabına sebebiyet verecektir.
Bu ayette vurgulanan arkadaştan kasıt şeytandır. Unutulmamalıdır ki şeytanın işlerini aratmayan her insan da bir şeytandır. Yüce Allah’ın emirlerini, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetlerini, Kur’an’ın dile getirdiklerini hatırlatan insanlar bizim için birer dost, Allah’ın yasaklarını çiğnemeye vesile olan ve Din-i Mübin’in gereklerini yok sayan insanlar da bizim için birer şeytandır diyebiliriz. Bu ayeti de bu minvalde okumak ve anlamak durumundayız.
Ölümden sonra; dünya serüvenini beraber tükettikleri, can dostum dedikleri, günahlara yelken açtıkları arkadaşları ile karşılaşan insanlar tabiri caiz ise küplere binecekler ve arkadaşları hakkında hissettikleri kızgınlıklarını, öfkelerini ve hınçlarını ortaya koyacaklardır. Ancak iş işten geçmiş; değiştirilecek bir durum, geri döndürülecek bir konu, yeniden başlanacak bir hayat söz konusu değildir artık.
Kişinin dünya serüvenini hangi yolda tamamladığı önemli olmakla beraber bu yolda kimlerle beraber yürüdüğü de son derece önemli bir meseledir. Attığı adımlarını Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in gösterdiği şekilde mi atıyordu yoksa arzularını ve isteklerini ilah edinmiş insanlar ile mi bu yolda tüketiyordu.
Arkadaş konusunda ayet ve hadis çerçevesinde değerlendirme yaptığımız vakit son derece önemli bir konu olduğunu, savsaklanacak, geçiştirilecek bir konu olmadığını, hayat memat meselesi olduğunu görmüş olacağız: "O gün zalim olan kimse ellerini ısıracak, ah keşke ben de peygamberle beraber bir yol tutsaydım. Vay bana! Keşke falanı dost edinmeseydim. Bana Kur’an gelmişken, gerçekten beni ondan o saptırdı. Şeytan insanı yapayalnız, yardımcısız bırakır, diyecektir." (Furkân/27-29)
Yaşam boyunca Peygamber ile bir yol tutmak veya peygamberlere sırt dönmek… Tüm mesele bu... İmtihanın asıl merkezi burada… Ya da kimi insanı kendimize peygamber olarak kabul etmek ve ileri sürdükleri düşünceleri, hayat tarzını, giyim kuşam biçimini kabul ederek yaptıklarımızı bir düzene koymak…
Hayatını Peygamberin bildirdiklerine uygun bir şekilde sürdüren insanlar kurtulacak ve cennet ile de mükafatlanacaklardır. Ancak Peygamber yokmuş, İslam’ın kuralları hiç gönderilmemiş, Kitap’tan habersiz gibi bir hayat sürdürenler de helak olacaklardır. Yaşantılarını Peygamberlerin getirdikleri ile uyuşuk hale getirmeyenler ahirette cehenneme sevk edileceklerdir: “İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da, “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir.” (Zümer/71) Öğrendiğimiz üzere Peygamberlerin gösterdiği bir hayata sahip olanlar cennete sevk edilecekler; Peygamberlere aldırış etmeyenler, hiçbir elçi gelmemiş gibi davrananlar, Kitap inmemiş gibi yaşam kurallarını kendileri belirleyenler, kimi insanı Peygamber gibi kabul ederek peşlerinden gidenler de cehenneme sevk edileceklerdir. İki yoldan biri…
Cehenneme sevk edilmek elçiye uyup uymama ile ilgili bir konu olduğuna inanıyorum. Kim, gönderilen elçiye uydu, o kurtuldu; kim de elçiyi yok saydı ya da yokmuş gibi davrandı o da yok oldu, helak oldu. Dünya hayatının anlam kazanması da ahiret yurdunun selamete ulaşması da gönderilen elçileri dost edinmek veya düşman olarak kabul etmekle doğru ilişkili olduğunu söylemek durumundayım. Allah zül’Celâl Hazretleri’nin elçilerini dost edinen insanlar; kimleri dost edineceğine, kimler ile yol yürüyeceğine, kimler ile hangi kararları alacağına, davranış şekillerinin nasıl olacağına, giyim kuşamın biçimine dikkat eden insanlardır. Kâfirleri kâfir, müşrikleri müşrik, münafıkları da münafık olarak belleyen her Müslüman; Müttakilerden başka bir insanın dost edinilemeyeceğini de çok iyi bilirler. Hatta yakınlarında yer alan insanların iman ile bezenmiş, Yüce Allah’ın rızasına ermiş, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sünnetine ittiba eden insanlardan olmasını da isteyeceklerdir.
Kur’an ve Sünnet çerçevesinde bir yaşam düzenlemek üzere muttakileri dost edinen insanlar, dünya serüvenini bu insanlar ile beraber yürüyeceklerdir. Bu dostluğun ahirette devam edeceğini de kabul ederler. Bu konu anlamaya çalıştığımız bu surenin ilerleyen ayetlerinde de karşımıza çıkacaktır: “O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.” (Zuhruf/67) Muttakilerin dostluğu hariş hiçbir dostluk ölümden sonra devam etmeyecektir. Müttakilerin arkadaşlığı dışında hiçbir arkadaşlık ölümden sonra sürmeyecektir. Yine müttakilerin korumaya çalıştıkları akrabalık dışında hiçbir akrabalık devam etmeyecektir. Bu dünyada Yüce Allah için birbirini sevenler ve Yüce Allah için birbirlerine destek olanların sevgileri ve........
