menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Memiş OKUYUCU Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!

18 0
23.08.2026

Epey bir zamandır Edebiyat Fakültelerimiz üzerine yazmak istiyordum. Son zamanlarda yolum birden fazla defa bir Edebiyat Fakültesine düştü. Koridorlarında dolaştım.

Katlarını gezdim. Duvarlarına baktım. Afişlerini okudum. İsimleri aradım. Ve içimde giderek büyüyen bir soruyla ayrıldım oradan.

Bizim Edebiyat Fakültelerimiz nerede?

Bu soru bir binanın nerede bulunduğunu sormuyor. Bu soru bir zihniyetin nerede durduğunu soruyor. Bir üniversitenin hangi medeniyetin hafızasına yaslandığını soruyor. Bir milletin çocuklarına kendi hikâyesini anlatıp anlatmadığını soruyor.

Bir zamanların Darülfünun Edebiyat Fakültesine bakalım. Derslerin dünyası başlı başına bir terbiye  ve tedris anlayışını gösteriyor. Felsefe vardı. Doğu dilleri ve edebiyatları vardı. Arapça ve Farsça vardı. Meani ve beyan vardı. Klasik belagatın insanı kelimenin inceliğine ve anlamın derinliğine çağıran dünyası vardı. Batı dilleri vardı. Fransızca vardı. Batı edebiyatı ve fikir hareketleri vardı. Tarih vardı. Coğrafya vardı. Osmanlı tarihi vardı. Dünya devletlerinin tarihi vardı. Hikmet vardı.

Burada yetişen talebe yalnızca bir bölüm bitirmiyordu. Bir dünya kuruyordu. Arapçaya açılırken kendi medeniyetinin büyük metinlerine ulaşıyordu. Farsçayı öğrenirken şiirimizin ve kültürümüzün kaynaklarından besleniyordu. Fransızcayla Batıyı tanıyor ve başka bir dünyanın düşünce serüvenini takip ediyordu. Kendi edebiyatını başka edebiyatlarla karşılaştıracak imkâna kavuşuyordu. Kendi tarihini dünya tarihi içinde okuyabiliyordu. Dil ile tarih arasında bağ kuruyor. Edebiyat ile hikmet arasında yol buluyordu.

Mesele yalnızca üç dil bilmek değildi. Mesele üç ayrı dünyayı tanırken kendisi olarak kalabilmekti. Mesele başkasını öğrenirken kendini kaybetmemekti. Mesele dünyaya açılırken kendi evinin kapısını açık tutmaktı.

Bugün Edebiyat Fakültelerimizin koridorlarında dolaşırken insan ister istemez şu soruyu soruyor. Biz bu anlayışı ne zaman kaybettik

Beş katlı bir fakültenin beş katını dolaşıyorsunuz. On beş ayrı bölümün bulunduğu bir binada duvarlara bakıyorsunuz. Afişlerde büyük ölçüde Batılı bilim insanları ve düşünürler karşınıza çıkıyor. Feminizmin bile........

© Akasyam