menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bülent ERTEKİN Dünün yasakçı zihniyetini unutmayacağız!

19 0
16.09.2026

TBMM'de, milletin helal oylarıyla seçilmiş başörtülü bir kadın milletvekiline yönelik yaşananlar hâlâ hafızalardadır.

Dönemin Başbakanı'nın, Meclis kürsüsünde yaşanan olaylar sırasında sarf ettiği ve kamuoyunun hafızasına kazınan sözler, o günün siyasi atmosferini göstermesi bakımından önemlidir.

“Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Bu kadına haddini bildirin!” şeklindeki ifadelerin ardından Meclis'te yaşananlar, Türkiye demokrasi tarihinin en tartışmalı ve en acı sayfalarından biri olarak hafızalara kazınmıştır.

O gün Meclis'te yaşananlarla sınırlı kalınmadı.

Sonraki süreçte de inançlı kesimlere yönelik baskı ve dışlama tartışmaları uzun yıllar devam etti.

Çünkü kendilerini son derece güçlü gören bir anlayış vardı.

Ve bu anlayış, çoğu zaman toplumun önemli bir kesiminin yaşam tarzını, inancını ve tercihlerini ikinci plana iten bir dil kullanıyordu.

Bu dönemin sembol isimlerinden biri olarak kamuoyunda tartışılan isimlerden biri de Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan'dı.

Saylan'a atfedilen ve kamuoyunda sıkça tartışılan;

“Biz asılız. Dolayısıyla bizim istemediğimiz bir şeyin bu ülkede olması mümkün değil.”

şeklindeki sözler, dönemin zihniyetini anlamak açısından farklı kesimler tarafından yıllarca eleştirildi.

“Bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat süreci, tarihsel açıdan bakıldığında sanıldığı kadar uzun sürmedi.

O dönemin mimarları ve uygulayıcıları olarak görülen birçok isim bugün ya tarihin sert eleştirileriyle karşı karşıya kaldı ya da dünya hayatını geride bırakarak hesap gününü beklemeye başladı.

Ancak geride büyük bir tahribat kaldı.

Elbette hasar büyüktü.

Eğitim hayatı yarıda kalan gençler...

Ve belki de en önemlisi; inancı ve kıyafeti sebebiyle toplumun dışına itilmek istenen insanların yaşadığı derin travmalar...

Bir dönem, inançlı Müslüman kesimin kamusal hayattan uzaklaştırılmak istendiği yönündeki eleştiriler toplumun hafızasında hâlâ canlıdır.

Bugün yaşanan toplumsal yozlaşmayı, gençliğin savruluşunu ve nesillerin kendi kültürel ve manevi köklerinden uzaklaşmasını yalnızca tesadüflerle açıklamak mümkün değildir.

Çünkü fikirlerin, politikaların ve toplumsal projelerin zaman içerisinde ortaya çıkan sonuçları vardır.

Her düşünce bir........

© Akasyam