menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adnan İPEKDAL Ekran Zorbalığı Kemâl Erkânından Zevâl Ekranlarına

9 0
08.09.2026

Yanlış okumadınız, başlıkta akran zorbalığı değil; ekran zorbalığı yazıyor. Akran zorbalığı da cemiyetimizin çözmesi gereken dertlerden biridir; lakin dikkatle bakıldığında görülecektir ki, akran zorbalığının kök saldığı toprak da çoğu zaman ekran zorbalığıdır.

Ekran zorbalığı kavramıyla, son zamanların moda tabiri “dijital zorbalık”ın çok ötesinde, daha geniş, daha sinsi ve daha kuşatıcı bir tehdit cephesinden söz ediyoruz.

Başlıktaki söz oyunu da tesadüfi değildir aslında. Kemâl, olgunluğu; erkân ise bir yapıyı ayakta tutan rükünleri, sütunları, esasları ifade eder. Zeval ise tam da bunun karşısında, bir çöküşü, bir yıkımı, bir gerilemeyi anlatır. Yani geleneğin erkânı –rükünleri, sütunları– ile asırlarca olgunlaştırılıp kemâle erdirilen şahsiyet, bugün ekranların zorbalığı karşısında zeval bulmakta, yıkıma ve düşüşe sürüklenmektedir. Bir zamanlar insanı ayakta tutan direkler yerini, insanı çürüten ekranlara bırakmıştır; kemâlin yerini zeval, erkânın yerini ise ekran almıştır.

Vahşi kapitalizmin ve ruhsuz emperyalizmin en öldürücü silahı atom bombasıdır dersek, belki biyolojik ve fiziki planda doğru bir tespitte bulunmuş oluruz. Ama sosyolojik ve ruhî planda hüküm sürense başkadır: en ölümcül emperyal silah, bugün artık ekranlardır. Zira atom bombası bir kere patlar, ekran ise her gün, her saat, her dakika sessizce patlamaya devam eder.

Emperyalizm, tankla, tüfekle, füzeyle, roketle bir türlü giremediği hanelerimize; televizyon ve telefon ekranları vasıtasıyla zahmetsizce, hatta âdeta davetli bir misafir gibi girmektedir. Kapımızı kırmasına gerek yoktur; biz kapıyı kendi........

© Akasyam