menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kapitalizme Eleştiri-9

37 0
06.04.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Kapitalizme Eleştiri-9

Seküler hayat felsefesi özgürlük adına insanları bireyselleştirmiş, yalnızlaştırmıştır. Çerçevesini kendisinin çizdiği bu özgürlükleri öylesine kutsamıştır ki; bütün din ve felsefelerde kabul gören aile müessesesi bile bu özgürlükler adına ikinci plana itilmiştir. Ancak zaman içerisinde ortaya çıkan sonuçlar konunun mercek altına alınması ihtiyacını doğurmuş ve çeşitli kamusal düzenlemelere gidilmiştir. Sosyal devlet bunlardan bir tanesidir. Ancak sorunun kaynağı daha derin olup insanı ikna edecek olan müesseselere ihtiyaç vardır. Ahlaki esaslarla ilgili söz konusu düzenlemeler dinle çakıştığından da seküler hayatla örtüşmemektedir. Bu yüzden çözüm adına insanlığın önüne konulan şeyler palyatif olmanın ötesine geçememektedir. Zira kapitalist sistem seküler felsefenin ekonomik ayağını temsil eder. Sekülerizm ise insan ilişkilerinde dinsel bağı dikkate almaz. Dolayısıyla bu haliyle kapitalizmden sorunu çözecek bir öneri beklenmemelidir.

Batı, güçlü olmayı sadece zenginlik ve teknolojik üstünlük olduğu varsayımından hareket ettiğinden onca çabasına rağmen belli aralıklarla yaşanan krizlerden kurtulamamakta zaman zaman bir bütün olarak yok olma sendromu yaşamaktadır. Nükleer silahların kendisi dışındakilerin eline geçme ihtimali böyledir mesela… Yaşadığı nüfus ve nüfuz düşüşü nedeniyle yok olma ile karşı karşıya gelmesi de ırkçılığı yükseltmektedir.

Kapitalizm, doğası gereği sermayedar bir kesim oluşturduğundan, ekonomide oluşan ve zaman zaman ağır bedelleri olan krizlerin bu gruplar üzerinde pek de etkisi olmamaktadır. Sermaye üzerindeki hâkimiyetleri finans ve bankacılık sektörü ve medya gücü ile birleştiğinden, kapalı kapılar ardında siyasetçilerle yapılan pazarlıkları asgari ücretle halinden memnun olan ‘kalabalıklar’ hiçbir zaman öğrenememektedir.

Kapitalizm sermaye sahiplerini tanrısallaştırdı, geniş halk kitlelerini de ‘işçi’ adı altında ‘kul’ haline getirdi. Kur’an’da “servet içinizde yalnız zenginler arasında dolaşan bir iktidar vesilesi olmasın” (Haşr Suresi ayet 7) hükmü mevcuttur, ama kapitalizm tam da bu ayete mugayir olarak ‘sermaye’ kesimi oluşturmaktadır.

Ekonomi bilimi pek çok şekilde tanımlanmıştır ama bugün ana akım ekonominin kabul ettiği ‘sınırlı kaynakların sınırsız insan ihtiyaçların karşılanmasında nasıl yönetileceği’ şeklindeki tanımlama halen dominanttır. Mantıken, gezegende sınırlı kaynaklarla sürekliliği sağlamak imkânsızdır. Oysa gerek kaynakların sınırlılığı gerekse de insan ihtiyaçlarının (isteklerinin) sınırsızlığı, açıklığa kavuşturulması gereken bir iddia olmalıdır. 18. Yüzyıl anlayışının yansıması olan bu felsefe aslında aradan geçen 200 yılı aşkın sürede çökmüş olmalıdır. Zira “sınırlı” olarak tanımlanan kaynakların, dünya nüfusunun çok hızlı artmasına rağmen insan ihtiyaçlarını karşılamadaki üstünlüğü yapılan tanımla çelişmektedir. Bu yaklaşım; ihtiyaçların sınırsızlığı varsayımı ile insanı tekdüzeleştirdiği ve ahlâki davranış modunu göz ardı ettiği için eksik bir değerlendirmedir. Zira ihtiyaç ya a istekler kültürel, sosyal ve döneme göre değişkenlik gösterir.

Kaynakların kıt olduğu tartışmalı bir konudur ama insanlığın bu kaynakları hor ve dengesiz kullandığı da bir o kadar tartışmasızdır. Zira bu kaynakların bölüşümü hem uluslararası hem de ulusal bakımdan kapitalizmin mantığına uygun bir şekilde güçlünün elindedir. Uluslararası paylaşımın ne kadar adaletsiz olduğu genel olarak bilinir de milli düzeyde bu paylaşımın, özellikle de gelişmiş ülkelerde sorunsuz bir şekilde işlediği düşünülür. Oysa bu ülkelerde sermaye kesimi ile çalışan kesim arasında uçurum denecek kadar gelir farklılıkları vardır. Avrupa’da sosyal devletin nisbi olarak........

© Akademik Akıl