İran Siyasetinin Arka Planı ve Şia Mezhebinin Rolü
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
İran Siyasetinin Arka Planı ve Şia Mezhebinin Rolü
Son günlerde İran içeriye ve dışarıya yönelik ciddi problemler yaşamaktadır. İçerde dipten gelen gösteriler tavan yaparken dışarda da bölgeye askeri kuvvet gönderen ABD ile arka kapı diplomasisi yürütülse de saat ve gün içinde neler olacağı tam bilinmemektedir. Bu yazımızda komşu ülkenin iç ve dış olaylarla ilgili dini, ahlaki ve siyasi tutumlarını irdelemeye çalışacağız. Öncelikle şunu belirtelim ki İran istihbaratı büyük bir zafiyet yaşamaktadır. Ülkenin yönetim tarzı “İslam Cumhuriyeti” olmakla beraber çoğunlukla Şii mezhebinin itikadi, ameli, felsefi ve siyasi görüşleri, İslam’ın temel hükümlerine tercih edilmektedir. Buna sıkça başvurdukları takkiyye ve batınilik anlayışı da ilave etmek gerekir. Bu nedenle dış güçlere karşı, dini liderlerin ve sorumluların, intikam yeminleriyle meydan okumaları hem hayal kırıklığına yol açmakta hem İslam’a fatura edilerek ağır bedeller ödenmektedir.
Hz. Peygamber (sav), eski İran’ın da aralarında bulunduğu bazı devlet başkanlarını İslam’a davet etmişlerdi. Bu bağlamda güçlü bir saltanata sahip Fars/İran hükümdarı II. Hüsrev’e, davet mektubunu ulaştırmak üzere Abdullah b. Huzâfe büyükelçi olarak gönderilmiştir. Hz. Muhammed (sav)’in adının kendi isminden önce yazıldığını duyan hükümdar öfkelenerek mektubu okutmadan yırtmıştır. Onun bu çirkin davranışından haberdar olan Resulullah, “Allah da onun mülkünü parça parça etsin” demiştir. Nitekim kısa bir müddet sonra bu kibirli hükümdar ölmüş, Hz. Ömer’in bölgeye gönderdiği ordularla (636-637) İran toprakları İslam coğrafyasına katılmıştır. Böylece o günden bugüne İran dil, edebiyat, şiir, sanat, kültür, medeniyet, diplomatik teamüller, 1.600.000 km2 yüzölçümü, 90 milyona yakın nüfusu ve zengin doğal kaynaklarıyla dünya konjonktüründeki yerini korumaktadır.
Yeni Rejim ve Şia Mezhebi
Asırlarca Şahlık rejimi ile yönetilen İran, 20. Asrın başlarından itibaren dini değerlerden uzaklaştığı gerekçesiyle bir direniş başlatmıştır. Hareketi içerde ve Fransa’da yöneten Ayetullah Humeyni 1 Şubat 1979 tarihinde Tahran’a dönmüş ve 10 milyon gibi yoğun bir kitle ile karşılanarak şahlık rejimine son vermiştir. Humeyni ile başlayan bu sürece, mollalar rejimi diyenler olmakla birlikte yeni sistemin resmi adı “İran İslâm Cumhuriyeti” olarak ilan edilmiştir. İran toplumunda asırlarca kabul gören Şii görüşü daha da güçlenerek İslam’ın sarmalı haline gelmiş ve “İmamiyye” yeni rejimin mezhebi olarak ilan edilmiştir. Böylece “Ehl-i Beyt” sevgisi üzerinden “imamet” anlayışı, peygamberlik derecesiyle eşit ve masum kabul edilerek onların söz ve içtihatları nas mertebesinde değerlendirilmiştir. Öyle ki Şiiliğin kutsal şehirleri olan Kum ve Meşhed başta olmak üzere on iki imam ve yakınlarının kabirlerinin bulunduğu yerleri ziyaret etmek dinî bir vecibe sayılmıştır. Kum kentindeki “Fatıma-ı Masume” kabri başta olmak üzere Kerbela ve Meşhed gibi birçok yerde lüks mekanlar inşa edilerek “Harem” adı verilen inanç merkezleri oluşturulmuştur. Bu ziyaretlerin manevi değeri bizzat imamlardan nakledilen hadislerle desteklenmiş, rahmet ve şefaate nail olunacağı açıklanmıştır. Özellikle 329 (941) yılında gerçekleşen “büyük gaybubetten” ( gaybet-i kübrâ) sonra on ikinci imamın dönüşüne kadar “niyâbet-i âmme” adı verilen genel vekalet ve otorite, din bilginlerine verilmiştir. Dolayısıyla İran toplumu İslam’ın temel hükümlerini kabul etmekle birlikte pratikte Şia mezhebinin görüşleriyle iç içe yaşamaktadır. Bu vesile ile Cuma namazları, hac ibadeti, ihtilal yıl dönümü, dini günler, bayramlar ve Kerbela matemleri Şiiliğin, siyasi ve duygusal yoğunluğunun zirve yaptığı anlar olmuştur.
İslam Ülkeleriyle İlişkiler
İran’ın İslam dünyasıyla ilişkileri de oldukça gizemlidir. Daha çok Şiilerin bulunduğu coğrafyalarla güçlü ilişkileri vardır. Nitekim 1979 ihtilalinden sonra Humeyni ve Irak Devlet Başkanı Saddam sınır meselesi üzerinden anlamsız bir savaş başlatmışlardır. Birkaç yıl devam eden savaş, tarafların büyük can ve mal kayıplarıyla sona ermiştir. Bu arada Suudi Arabistan, Yemen ve bazı körfez ülkeleriyle de siyasi gerginlikler yaşanmıştır. Hatırlanacağı üzere İran, 1987 yılı haccında Mekke’de” Mescidu’l Haram” ve çevresinde taraf olduğu çatışmalarda resmi rakamlara göre, 275’i İranlı olmak üzere çeşitli ülkelerden 317 hacı ile 85 Suud güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiştir. En son 2011 yılında Tunus’ta başlayan “Arap Baharı” Suriye’de iç savaşa dönüşmüştür. Bu bağlamda Suriye politikasında sağ duyulu hareket etmesi beklenen İran, Türkiye’nin bölgedeki tutumunu zora sokarak Rusya ile iş birliği yapmış ve nice insanların ölümüne veya göç etmelerine zemin hazırlamıştır.
İstihbarat ve Meydan Okumalar
Devletlerin emniyeti, istihbarat birimlerinin doğru ve güvenli çalışmalarıyla sağlanır. İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı, 1957 yılında ABD’nin yardımıyla kurulmuştur (SAVAK).Humeyni 1979 devriminden sonra, mevcut kurum ve personelini aynı amaçla çalıştırmaya devam etmiştir. İlave olarak ülke dışındaki özel istihbarat operasyonlarını yürütmek üzere İslam Devrim Muhafızları’nın (IRGC) bir kolu olan “Kudüs Gücü” oluşturulmuştur. Buna rağmen son yıllarda kısa aralıklarla yaşanan olaylar tam bir felakettir. Şöyle ki: 19 Mayıs 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile sekiz üst düzey yetkiliyi taşıyan helikopter, İsrail istihbaratının kol gezdiği Azerbaycan’dan dönerken düşmüş ve içindekilerin tamamı vefat etmiştir. 31 Temmuz 2024 tarihinde de yeni seçilen Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine, özel olarak davet edilen Hamas lideri İsmail Haniye Tahran’da gece saat 0200’de ikametgahında füze ile vurulmuştur. Yine Gazze Savaşı devam ederken İsrail uçaklarınca 13 Haziran 2025 tarihinde başlatılan hava saldırılarında nokta atışlarla Genelkurmay Başkanı ile beraberindeki üst düzey kuvvet komutanları ve nükleer bilim insanları toplantı halinde iken öldürülmüşlerdir. Üst üste gelen bu tür felaketlere maruz kalan bir ülke, düşmana korku salamadığı gibi açıklamalarına ve otoritesine de güvenilemez. İran’ın da İsrail’in askerî hedeflerine ve sivil yerleşim alanlarına füzelerle misillemede bulunduğu söylenebilir. Fakat sonuçların eşit olmadığı açıktır. Hal böyle olunca İran meydan okumaları bırakarak olup bitenleri değerlendirmek için çağı yeniden okumak zorundadır.
Önce Özgürlük ve Öz Güven
Sosyolojik olarak toplumların barış ve huzuru için, özgürlük ve öz güven hayati önem arz etmektedir. Bu nedenle İran tarihten gelen zengin birikim ve değerlere sahip bir ülkedir. Bir an önce halkının eğitim, ekonomi, inanç, yaşam biçimi ve siyasi isteklerini evrensel insan hakları ışığında çözmeyi tercih etmelidir. İnanç, ahlak, ibadet, örf, adet ve kıyafetleri ahlak zabıtalarıyla dizayn etmek yerine, dinin bilgi, bilim, hoş görü ve temel değerleriyle yaklaşmanın daha isabetli olduğu tartışmasızdır. Aksi halde bu acı tecrübeleri yaşayan kardeş ülkenin hatalarda ısrar etmesi zaman kaybından başka bir şey ifade etmez. Hal böyle iken dış haber kaynaklarının son olaylarla ilgili on binlerce insanın ölümünü gündeme getirmelerine karşı, dışişleri bakanı Erakçi’nin bu sayıyı şeffaflık adına 3 bin 117 kişi olarak açıklayıp savunması hiç şık olmamıştır. En büyük arzumuz İran’ın bir an önce hoş görü, özgürlük ve barışa dayalı iç güvenliğini yeniden inşa etmesidir. Çünkü iyi bir iç barış ve dayanışma dış olaylara karşı en güçlü kaledir. İşte o zaman ABD ve İsrail’e kafa tutmak ve onları tehdit etmek anlamlı olur.
Oruç Nedir Ne Değildir!
Yorum Yap Cevabı İptal Et
Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.
Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );
Oruç Nedir Ne Değildir!
Felsefenin Konumlandırılması ve Melez İnsan Gerçekliği
Öteki İle Temas Değerli Olabilir – Şiî Fıkhı...
Kalkınmanın Can Damarı: Fonlar
İlkenin Çöküşü, Pratiğin Kaosu
Ramazan Ayının Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımıza Yansımaları
Hırsızlık Haddinde Caydırıcılık ve Islah Ayrımı
Oruç: Hücrelerin Sessizliği, Ruhun Konuşması
Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.022.267
Bilgi Peteklerimizi Nasıl Dolduralım için M.S.KAMER
İklim Krizinin Günah Keçisi için Mudassir Hussain
Buzda “Buz Gibi” Hissetmek için Ayşe Nur AKSOY
Siyah Kuğu ve Sonrası için Erol Kurt
Bilinç ve Ölüm: Disiplinlerarası Kökenlerden Transhümanizme için Psikiyatr Dr. Bülent Demirbek
Bilgi Peteklerimizi Nasıl Dolduralım için Fatma Akkaya
Diploma mı, İstihdam mı? Türkiye Yükseköğretimde Yol Ayrımında için Ayşegül Kaptanoğlu
Ramazan Ayının Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımıza Yansımaları için Seyfeddin Ersoy
Ramazan Ayının Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımıza Yansımaları için Mehmet Gelebek
Aşkın Kimyası için Öğr. Gör. Dr. Keriman AYTEKİN KANADLI
Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)
Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)
Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)
Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)
Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)
Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)
Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)
Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)
Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)
Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)
Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)
Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)
Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)
Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)
Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)
Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)
Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)
Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)
Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)
Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)
Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)
Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)
Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)
Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)
Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)
Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)
Ayın Konusu: Hegemonya (11)
Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)
Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)
Ayın Konusu: İstişare (25)
Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)
Ayın Konusu: Liyakat (36)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)
Ayın Konusu: NATO (5)
Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)
Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)
Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)
Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)
Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)
Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)
Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)
Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)
Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)
Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)
Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (7)
Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)
Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)
Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)
Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)
Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)
Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)
Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)
Güzel Sanatlar ve Tasarım (26)
İktisadi ve İdari Bilimler (148)
İnsan ve Toplum Bilimleri (12)
Sağlık Bilimleri (49)
Sosyal Medya Hesaplarımız
Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.
İran Siyasetinin Arka Planı ve Şia Mezhebinin Rolü Şubat 23, 2026
İran Siyasetinin Arka Planı ve Şia Mezhebinin Rolü
Oruç Nedir Ne Değildir! Şubat 23, 2026
Oruç Nedir Ne Değildir!
Felsefenin Konumlandırılması ve Melez İnsan Gerçekliği Şubat 23, 2026
Felsefenin Konumlandırılması ve Melez İnsan Gerçekliği
Cerrahide Sanat ve Tutku Şubat 23, 2026
Cerrahide Sanat ve Tutku
Yazar olarak giriş yapın
Çıkış yapana kadar beni içerde tut.
@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni
